Cengaver – Argynnis Paphia

63592506.EH1q01NG

Kaynak

Adı ayrı kendisi ayrı güzel bir kelebek ile merhaba diyoruz bugün;Cengaver.Kelebeğimiz,büyük boyu ile hemen dikkatleri üzerilerine çeker.Kanatlarının üzerinde ve altında siyah benekler vardır;üstteki benekler alttakilere nazaran daha büyüktür.Dişilerini ve erkeklerini ayırt etmenin çok kolay bir yolu var bu türümüz için;erkeklerinin kanatlarının üzerinde siyah bir şerit bulunurken dişilerde bulunmaz.Bahadır kelebeği ile karıştırılır genellikle,iki tür birbirlerine çok benzer ve ayırt etmek de zordur.Cengaverin kanat üstü siyah,kenar alt benekleri daha büyük ve daha yuvarlaktır.Bahadır’ın da ön kanat altında bulunan orta bölge belirgin şekilde kırmızıya çalar.Kıyaslama adına Trakel‘de gördüğümüz bir fotoğrafı da eklemeden edemiyoruz buraya,girip bakın deriz:

Bahadır ve Cengaver kelebeklerinin ayırılması

Yumurtalarını menekşelerin olduğu bölgenin yakınındaki ağaçlara bıraktığı için menekşe kelebekleri sınıfında yer alır Cengaver.Yumurtadan çıkan tırtıllar menekşeleri kendileri bulurlar.Tırtılları kış uykusuna yatar bu türün.Uçuşa geçme ayları ise Haziran-Ağustos’a tekabül eder.Türkiye’de Kuzey ve Güney Anadolu’da yaygın olarak görülse de Marmara Bölgesi ve Ege Bölgesi’nde de hatrı sayılır miktarda kayıtları vardır.Deniz seviyesinden 1500 m. rakıma kadar çıkabilirler.Ormanlık alanları severler.Tür ile ilgili fotoğraflara bakmak isteyenlerimiz için iki adet birbirinden güzel fotoğraf kaynağımız var.Bunları da burada paylaşarak,iyi farkındalıklar diliyoruz hepimize.

Eurobutterflies – Argynnis Paphia

Butterflies Moths Turkey-Argynnis Paphia

-Yanlışımız,eksiğimiz için her daim ikaz mesajlarınızı bekliyoruz.-

Toprak Kurbağası – Pelobates syriacus

P_syriacus_Prespa_Greece_0005_LB1

Kaynak

Türkiye’de hemen hemen her yerde görülebilen kurbağamız,Toprak Kurbağası.En fazla 8-9 santime kadar büyüyebiliyor kendisi.Baş kısımları açık veya kirli sarı,sırt ve bacakları beyazımsı gridir.Sırt kısmında bulunan benekler ise yeşil renktedir.Seyrek olarak da sarı ve kırmızı noktaları bulunur.Arka ayaklarında toprağı kazmaya yarayan kazıcı bir çıkıntı vardır.Ayakları ile toprağı kazarak bir iki dakika içinde toprağın içinde gözden kaybolabilirler.50 – 100 cm. derinliğe kadar kazabilirler.Toprak altında uzun süreler durabilirler,toprak altında iken nasıl nefes aldıkları konusunda ise iki yanıt ve bu nedenle kesinleşmemiş bir durum var.Bazı kaynaklara göre toprak altında iken deri solunumu yapıyorlar bu sayede uzun süre toprak altında kalabiliyorlar.Diğer bazı kaynaklara göre ise diğer bütün kurbağalardan daha büyük akciğere sahip olması nedeni ile,toprak altında uzun süreler kalabiliyorlar;büyük akciğerleri sayesinde toprak altında da akciğer havasını yenileyerek hayatta kalabilmektedirler.Gündüzleri kum ve toprak içinde gömülü olarak gizlenir,geceleri avlanmak için çıkarlar. Göz bebekleri dikeydir.Yakalandığı zaman sarımsak kokusuna benzer bir koku çıkararak ve biraz da şişerek düşmanını korkutmak için hareketlerde bulunur.Bu nedenle bazı bölgelerde ” sarımsaklı kurbağa ” diye anılıyorlar.Böyle bir durumda ayrıca kedi gibi miyavlarlar,akciğerlerini havayla doldurarak büyük görünmeye çalışırlar.Üreme zamanı suya geçtiklerinde, erkeklerin ön kol bölgesinde bulunan nasır,irileşir ve belirginleşir.Üreme hareketleri ise daha önceki bazı türlerimiz ile benzerlik gösteriyor:Erkek dişiyi kasık bölgesinden kavrar ve dişi yumurtalarını kordon halinde suya bırakır.Göl ve havuzcuklardan uzak olmayan ovalık, gevşek ve yumuşak topraklı alanları tercih ederler,1500 metrenin yukarısına kadar olan yerlerde görülme olasılıkları daha yüksektir.IUCN Red List ‘e göre LC seviyesindedirler.Türe ait birkaç güzel fotoğraf için Bayram Göçmen’i tavsiye edemeden bitiremiyoruz türümüzü,iyi farkındalıklar :

Toprak Kurbağası

-Yanlışımız,eksiğimiz için her daim ikaz mesajlarınızı bekliyoruz.-

Su Maymunu – Myocastor Coypus

sumaymunu
Kaynak
Koypu olarak da bilinen türümüz,Iğdır civarlarında ve Edirne civarlarında karşımıza çıkabilir.Kunduzlardan biraz daha küçük olan türümüz iri yapılıdır ve tembeldir.Vücudunu kaplayan kahverengimsi uzun tüyleri vardır.Kesicidişlerinin rengi portakal rengidir ve ağzı kapalı olsa dahi gözükmektedir.Vüvudunun büyüklüğüne karşın gözleri ve kulakları küçüktür.Ellerine baktığımızda maymunların,insanların ellerinin küçültülmüş hali gibi görünür ve çıplaktır.Lakin 5 parmağa sahip türümüz aynı zamanda iyi bir yüzücü olduğundan 5.parmak hariç diğer parmaklar arasında yüzücü perdeleri vardır.Aslen Güney amerikalı olan türümüz postu için Avrupa’ya getirilmiştir,istilacı bir tür olduğu için artık Meriç’te rahatlıkla görülebilmektedir.Aynı şekilde postu için Rusya’ya getirilen türler de Rusya’dan kaçıp Iğdır’a Aras Nehri’ne sığınıp orada görülen türlerimizden olmuştur.Genelde bataklıklarda yaşar.Suyun üzerindeki bitkileri ve köklerindeki soğanları tercih eder.Bu maddeleri bulamadığı takdirde küçük su solucanlarını ya da tarlalardaki meyvelere dadanır.Ömürleri genelde 2-3 yıldır,maksimum yaşama süreleriyle 10 senedir.Doğurgan hayvanlardır,yılda 3 kere gebe kalabilirler ve 5-6 yavru sahibi olurlar.Gebelikleri 4 ay sürer.Yeni doğan yavrununsa gözleri kapalı değildir.Sıcak havalara alışkın olan türümüz kışın çok soğuklarda ölürler.Bu da doğanın türün çoğalmaması için yarattığı bir dengedir.Toprak altında bulunan yuvalarında geçirirler zamanlarını gündüzleri,geceleri işlektirler.Ama kışları güneşin doğmasını beklemeye suyun yüzey,ne çıkarlar ve güneş doğana kadar kıpırtısız beklerler.Bu sırada dibine kadar sokulsak dahi tepki vermezler.Güneş çıktığındaysa karaya çıkarlar ve elleriyle yüzlerini,vücutlarını temizlerler.Yerel olarak da Iğdır’da Su İti , Edirne’de de Mutasyon Fare denir.Soyunun devamında bir tehlike yoktur,Redlist’e göre LC seviyededir.

İsterseniz ziyaret edebilirsiniz ;National Geographic

-Yanlışımız,eksiğimiz için her daim ikaz mesajlarınızı bekliyoruz.-

Sarıçam – Pinus Sylvestris

Sarıçam-Ağacı

Kaynak

Sarıçam,Avrupa’nın hemen hemen her yerinde görülebilen,diğer çamlar gibi herdem yeşil olan bir çam türü.Adında ”sarı” geçmesinin nedeni ise levhalar halinde ayrılan gövde kabuğunun tilki sarısı rengi.Narin gövdeli bir ağaçtır,dalları oldukça incedir.Yetişkinlerin boyları 40 metreyi aşabilir,dev ağaçlardan kendileri.Kozalakları mat gri-kahverengidir;konik,uçları aşağıya doğru yönelmiş,tek veya 2-3’ü bir aradadır.Tohumları grimsi siyahımsı yumurta şeklindedir.Eğer yetiştiği yer uygunsa,hızlı yetişir.Bol güneşli bölgeleri sever fakat soğuk iklime ve rüzgarlara karşı da dayanıklı bir ağaçtır.Rüzgara karşı dayanıklı olmasını da kazık köklerine borçludur.Aslen kazık köke sahip olsa da sığ topraklarda ve turbalıklarda sığ kök yapmak zorunda kalabilir.Polenlerini Mayıs ayında döker.Nemi çok düşük olan iklimlerde ve kuru topraklarda ise gelişemez.Ona rahatsızlık veren böcek ve mantar sayısı bir hayli çok.Ülkemizde Kuzey Anadolu dolaylarında dağılım gösterse de Orta ve Doğu Anadolu’da da görülebilir.Ekonomik değerine gelirsek eğer;Sarıçam odunu günümüzde kullanılan en değerli kerestedir.Odunu oldukça dayanıklı ve reçinelidir.Odunu çok kolay işlenir;boya,cila ve tutkalı kolay emer ve iyi çivi tutar.Durum böyle olunca da sarıçam yapı malzemesi;kapı, pencere, tavan ve taban kaplaması olmak üzere mobilyacılık ve oymacılıkta kullanılır.Daha detaylı bilgi almak isteyenleri :
Ağaçlar – Sarıçam
sitesine yönlendiriyoruz.Bu güzel ağacımı ile birlikte,iyi farkındalıklar.

-Yanlışımız,eksiğimiz için her daim ikaz mesajlarınızı bekliyoruz.-

Sıraz Balığı – Capoeta Pestai

Capoeta_pestai_1
Kaynak

Bizim ülkemize özgü bir türümüz,Sıraz Balığı.Siraz balığı ya da Eğirdir siraz balığı olarak da duyabileceğiniz bir tür kendisi.İlk olarak,kendi doğasında olmadığı bir fotoğraf koyduğumuz için biz de çok rahatsızlık duyuyoruz fakat doğasında çekilmiş bir fotoğraf bulamadığımızdan bu fotoğrafı koymak durumunda kaldık.Vücutları uzun yapılı ve incedir,küçük pullarla örtülüdür.At nalı şeklinde ağızları çevresinde etli ve iyi gelişmiş dudakları ve bir çift bıyıkları bulunur.Vücut rengi karın bölgesinde sarımsı beyaz, başın üstünde, sırtta ve yan tarafta ise kahverengi esmerdir.Doğal yaşam alanı tatlı su gölleridir,Eğirdir ve Beyşehir göllerinde yaşarlar.En fazla 40 santima kadar çıkabilirler,4 yaşında üreme olgunluğuna erişirler.Üreme dönemleri ise Nisan,Mayıs,Haziran ve Temmuz aylarıdır.1950 yılında Eğirdir ve Beyşehir Göllerinde başlatılan yanlış balıklandırma çalışmaları nedeni ile nesilleri tehdit altına girmiştir.Bu çalışma kapsamında göle bırakılan sudak, gümüş ve kadife balıkları baskın tür koltuğuna oturmuşlardır.2003-2005 yılları arasında yapılan çalışmalarda göl içinde görülmedikleri,balıkların kendilerini daha rahat yaşam ortamı olarak dere yataklarını seçerek burada yaşamlarını devam ettirdikleri tesbit edilmiştir.IUCN Red List’e göre tehtide yakın (NT, Near Threatened) türler arasında yer alır,Önemli Doğal Alanları kriterine göre de ciddi tehlikeye girmiş, Kritik (CR, crticalli endangered) türler arasındadır.Sessiz sakin kaybolup giden türlerimiz ile,iyi farkındalıklar.

-Yanlışımız,eksiğimiz için her daim ikaz mesajlarınızı bekliyoruz.-

Kızılgerdan – Erithacus Rubecula

kızılgerdanKaynak

Şöyle dikkatli baktığımızda rahatlıkla görebileceğimiz türümüzle birlikteyiz.İsmi Kızıl Gerdan.Sesi de kendini ayırt ettirir cinsten.Sırtı yeşille kahverengi arasında bir renk,yüzü ve gerdanıysa kızılımsı turuncu,gerdanının çevresi de maviyle gri arsında bir ton.Küçük bir kuşumuz.Ağaçlıklarda,ormanlarda ve bahçelerde rahatça rast gelebiliriz.Genel olarak yerleşik bir türümüz olsa da soğuktan etkileneceğini düşünen doğurgan dişilerimizin bazıları kışın Afrika’ya doğru göçerler.böceklerle beslenirler.Evlerine gelince,çoğu zaman ağaç kavukları,kaya çatlakları,oyuklar ve deliklerde karşımıza çıksa da,tüketime karşı bir savunma geliştirip sokağa atılan ayakkabı,çaydanlık gibi gereçleri kendilerine yuva edinirler altlarına yaprak taşıyarak.Ve hani hep söylenir ya ‘yuvayı dişi kuş yapar’ diye,işte bu türümüz tam bu söyleme layık,yuva yapımında erkeklerden yardım istemez.Senede 4-6 arsında yumurta verirler.Yılda iki kez kuluçkaya yatarlar desek de 3 kez veya 4 kez yattıkları da gözlenmiştir.Yerinde duramayan türümüz,kuyruğunu dikleştirerek atikliğine atiklik katar.Erkek kızılgerdanlarsa kendi gölgelerine giren diğer kızılgerdanlarla ciddi dövüşler içine girerler ve bu kavga yüksek ihtimalle kayıpla sonuçlanır.Kızılgerdanlarda da diğer türlerin çoğunda da olduğu gibi bölge önemlidir,çünkü bölge yemek demektir.Yemek olmadan güçsüz kalacaklarını bilen kuşlarımız savaşı yeğlerler ve rakibin üzerine abanıp gözünü oymaya çalışırlar..Bu türün kayıplarının yüzde 10’u bu yüzdendir.Garip özelliklerinden bir diğeri de anaçlıklarıdır.Hatta o kadar sahiplenirler ki anneliği,diğer türlerin yavrularını bile besledikleri görülmüştür.Açıkçası bizi en çok etkileyen özelliği de yumurtalarının rengi.Çünkü yumurtalarının renginin kendine has bir mavi tonu var.Bu yumurtalara doğal paskalya desek de yeridir o vakit.yumurtaİnsanlarla geçimi de kolay olan türümüz bahçesi olan ve bahçesiyle ilgilenen insanları çok sever.İnsan kazar bu tür de solucanları toplar.Redlist‘e göre LC seviyesindedir.Kimi yörelerde ismini Kınalı,Kanlı Mustafa,Çipi,Cennetika,Bibercik ya da Nar Bülbülü olarak da duyabiliriz.
İkinci fotoğraf için kaynağımızsa : Şehirde Yaban

Dilerseneniz RSPB ‘ ye girebilir,biraz daha inceleyebilirsiniz

Daha fazla fotoğraf içinse ; Süleyman Uçar ‘ ı ziyaret edebilirsiniz.

-Yanlışımız,eksiğimiz için her daim ikaz mesajlarınızı bekliyoruz.-

Kum zambağı – Pancratium Maritimum

pancratium_maritimum-1large

Kaynak

Kıyı kumullarını evi olarak benimsemiş türümüz,Kum Zambağı.Bazı yerlerde ”Lara Zambağı” olarak da geçer.Cins adı pancratium,Yunanca “bütün hep” demek olan pan sözcüğü ile “güçlü” demek olan cratys sözcüklerinin birliştirilmesi ile oluşmuştur.Cins adındaki ”güçlü” sıfatına yakışır bir biçimde tıbbi açıdan çok önemli bitkilerdir;Arizona Eyalet Üniversitesi Kanser Araştırma Enstitüsü’nde yapılan bir araştırmada kanser tedavisinde etkili bir madde olan Pancratistain’in; Kum Zambağı’da bulunduğu tespit edilmiştir.Bu cinse ait türlerden ülkemizde doğal olarak yetişen sadece Kum Zambağı vardır.Denize birkaç metre uzaklıkta olan bölgeleri seçerler genellikle.10-15 santim boylarındadır.Dipten çıkan uzun mızrağı andıran 30-40 santim boyuna ulaşabilen yapraklarını kışın dökmez.Çok yıllık bir bitkidir.Bütün yıl plaj kumlarının altında beklerler ve yaz ortasında çok hızlı bir gelişmeyle çiçeklerini açarlar. Ağustos-Ekim ayları çiçeklenme aylarıdır,çok hoş kokuludurlar belirtmek gerekir.Tozlaşmalarında pervane böceklerinden,yayılma konusunda ise denizden yardım alır;iri siyah tohumlarını sürükleyerek yeni koloniler oluşmasına yardımcı olur denizler.Tüm Akdeniz ülkelerinde ve Karadenizin güney kıyılarında yetişir.Türün nesli maalesef ciddi bir tehlike altındadır.Türkiye’de bulunan zambakların ülke dışına çıkarılması suçtur.Kum zambağı için en önemli tehditi; yapılaşma, kıyı bölgelerinde hızla ilerleyen yazlık evler, sahillerin plaj olarak kullanılması, evleri süslemek amaçlı koparılması, soğanlarının toplaması oluşturuyor.Bu türün önemini ve yok oluşunun sessizliği hisseden insan sayısı sevindirici derece çok.Kum Zambağı’nın farkına varılması için medyanın emeği büyük bu konuda,buyrunuz birkaçına göz gezdiriniz:

Sakin Kentin Kum Zambakları Yaşayacak

Kum Zambağı İçin Harekete Geçtiler

Kum Zambağı tükenmesin, kıyılarımız zambaksız kalmasın

Bunların yanında bakanlığın bir tür izleme projesi de varmış Kum Zambakları için,göz atmak isteyen:

Kum Zambakları Tür İzleme Projesi

Son olarak iki farklı ilimizde yapılan,bilinçlendirme amacı güden iki festivalle karşılaştık:Kilyos ve Bartın Kum Zambağı Festivali.Kilyos’a gidenler festival afişleri için gözünü dört açabilir,geçen Ağustos’un afişleri dört bir yanda asılı hala.Festivaller ilginizi çektiyse buraya alalım :

Kum Zambağı Festivali Başlıyor

3. Kilyos Kum Zambakları Festivali Başladı

Sahillerimizi yıllarca daha güzel kokulara boğmasını dilediğimiz türümüz ile,iyi farkındalıklar.

-Yanlışımız,eksiğimiz için her daim ikaz mesajlarınızı bekliyoruz.-