Trakya Tosbağası-Testudo Hermanni

trakya tosbağası--tortue-hermann.eu

Kaynak

Hermann kaplumbağası olarak da bilinen kara kaplumbağası bugünkü türümüz;Trakya tosbağası.Türkiye’de sadece Trakya’da görüldüğünden Trakya Tosbağası adını almıştır.Boyu 20 santim civarındadır.Kafaları kahverengi ya da siyah renkte,çeneleri biraz daha açık renktedir.Kafasının iki yanında birer adet sarı nokta bulunur.Erkeklerde daha büyük olmak üzere,kuyruk uçlarında ”tırnakları” vardır.Kış uykusu için yaptıkları ölü yapraklardan oluşan yataklarını Şubat ayı sonlarında terk ederler.Yataklarından çıkar çıkmaz kur ve çiftleşme telaşı alevlenir.Erkek tarafından takip edilen,toslanan ve ısırılan dişi için kur dönemi epey sert bir dönemdir aslen.Toslama rakip erkekler arasında da görülebilir,öyle ki bu durum toslama yarışmalarına dönüşebilir.Mayıs ve Temmuz arasında dişiler 2 ila 4 adet arasındaki yumurtalarını toprağı boru şeklinde kazarak yaptıkları yuvalarına koyarlar.Yavruların cinsiyeti sıcaklığa bağlı olarak belirlenir;26 derecede erkek bireyler,30 derecede dişi bireyler oluşur.Genç bireyler Eylül’de yağan şiddetli yağmurlardan sonra ortaya çıkarlar.Eğer yağmurlar yağmazsa ya da yuvalama yıl sonunda gerçekleştirilebilirse,yavrular yumurtadan çıkmalarına rağmen sonbahar boyunca yuvalarından çıkmazlar.6-8 yaşına kadar kabuklar sertleşir bu nedenle bu yaşa kadar avcılar için oldukça savunmasızlardır.Bu süreyi hayatta kalarak atlatabilen tosbağalar 30 yıla yakın yaşayabilirler.Ormanlar,makiler,çalılıklar onlar için uygun yaşama alanlarıdır.Çeşitli bitkilerle,onların yaprakları ve meyveleri ile beslenen bir türdür,akşam üzeri beslenmeyi tercih ederler.Türün sayısal durumuna bakacak olursak ; IUCN Red List’e göre NT konumundadır,yakın tehdit altında bir türdür kendisi.Bir türümüzü daha kaybetmeden varlığını fark etmek dileğiyle,iyi farkındalıklar.

-Yanlışımız,eksiğimiz için her daim ikaz mesajlarınızı bekliyoruz-

Ak Göğüslü Kirpi – Erinaceus Concolor

erinaceus_concolor

 

 

 

Kaynak :treknature

Bugünkü türümüz,kirpigillerden Ak Göğüslü Kirpi.Coğrafi konuma bağlı olarak renginde değişim gözlenebiliyor;koyudan açık kum rengine kadar her renkte olabilirler.Batı Avrupa kirpisinden(Erinaceus europaeus) göğüslerinin ve karnının altının beyaz olmasıyla ayırt edilebilir.Gövdesinin üzeri 2-2.5 cm. uzunluğundaki kırçıl dikenlerle örtülüdür.Sadece geceleri aktif bir türdür.Sıcaklık 4°C derecenin altına düştüğünde kış uykusuna yatarlar.Hamilelik dönemleri 5-6 hafta sürer.Her doğumda 3 ila 8 arasında yavru doğurur.Ortalama ömürleri 18 yıldır.Nemli yerleri tercih ederler;çalılıklı ormanlar,büyük parklar gibi alanlarda rastanabilirler.Ülkemizin hemen hemen her yernde görülebilen bir türdür.Yemek menülerinde böcek,sümüklüböcek,solucan bulunsa da nadiren küçük fare ve yılanları da yiyebilirler.İnsanların dayanabildiği tetanus zehiri miktarının 7 bin katına kadar dayanabilirler.;çok zehirli bazı böcek ve yılanları kolaylıkla avlayıp yiyebilirler.Türle ilgili daha fazla bir bilgi maalesef bulunmuyor,ama araştırırken birkaç araştırmaya rastladık Türkiye’de yapılan.İlgilenenler :

ERINACEUS CONCOLOR TÜRÜNÜN SDS-PAGE İLE KAN SERUM PROTEİNLERİNİN ANALİZİ

Diyarbakır Yöresi Erinaceus concolor Martin, 1838 ve Hemiechinus auritus (Gmelin, 1770) (Insectivora: Mammalia) Kirpileri Üzerine Karşılaştırmalı Morfolojik ve Karyolojik Bir Çalışma

Tür ile ilgili daha çok fotoğraf görmek istiyorum diyenleri de buraya alalım :

Nature Photo – Ak Göğüslü Kirpi

-Yanlışımız,eksiğimiz için her daim ikaz mesajlarınızı bekliyoruz.-

Doğu Ladini – Picea Orientalis

1089468-dogu-ladini-ve-orman

Kaynak:Fotokritik

Dört mevsim yeşil kalan başka bir ağacımız da Doğu Ladini.40-50 metre;bazı bazı 60 metre boylarına ulaşabilen dev ağaçlar kendileri.Önemli orman ağaçlarındandır aynı zamanda.Bu türü diğer ladin türlerinden nasıl ayırt edebilirim ki diyorsanız sırrı burada:Kozalak pullarının kenarları yuvarlak ya da tamdır; iğne yapraklar çok kısa,6-10 mm.,uçları küt,parlak koyu yeşil renkte;tomurcuk reçinesiz;genç sürgünler sık tüylü.Bu özellikleri ile diğer ladinlerden kolayca ayrılır.Kabuk genç gövdelerde genelde açık renk ve düzgün;yaşlı gövdelerde ise koyu renkli ve çatlaklıdır.Yüksek nem ve yoğun yağış sever,kuraklığa karşı hassaslardır.Erkek çiçekler kırmızı tonlarında kozalakçık halinde;dişi çiçekler ise menekşe rengindedir.Kozalaklar 6-9 santim uzunlukları arasında seyreder,bazılarında yeşil bazılarında koyu kırmızı renginde olabilir. Olgun kozalaklar ise açık kiremit renginde,oval veyahut silindirik yapıdadır.Çiçeklenmesi Mayıs aylarına tekabül eder,tohumlar Ekim-Kasım arası olgunlaşır.İlk yaşlarda büyümesi bir hayli yavaştır,8-10 yaşlarından sonra büyüme hızlanır ve uzun yıllar da devam eder.doguladinYayılışı yereldir;Kuzeydoğu Anadolu’nun sahil kesimleri ile Kafkasya’da doğal olarak yayılmaktadır.Ülkemizde Gürcistan sınırı dolaylarında başlar,Ordu ili dolaylarında biter.Ancak, Doğu Ladini ormanları günden güne aşırı kullanımlar, düzensiz yararlanmalar, böcek ve mantar tahripleri ile sürekli olarak azalmaktadır.Dokunulabilir örnek olarak da Murgul yöresindeki bakır fabrikasının etkisini söyleyebiliriz;fabrikanın sanayi atıkları ve zehirli gazlarından önemli ölçüde zarar görmektedir Doğu Ladini ormanları.Avrupa başta olmak üzere bazı ülkelerde süs bitkisi olarak yetiştirilmektedir.Fabrikasyon kullanım alanlarına da değinecek olursak;selüloz ve kağıt endüstrisi yanında yapı malzemesi, kontrplak, kaplama, mobilya, lambri, her türlü ambalaj, sandık, kutu, sepet, kibrit çöpü ve kurşun kalem yapımında kullanılır.Doğu Ladini ile ilgili gezinirken gözümüze çarpan iki tane de makale oldu,bunları da sizinle paylaşalım hemen:

Doğu Ladini [Picea orientalis (L.) Link.] Öz Odun ve Diri Odununun İç Morfolojik Özelliklerinin İncelenmesi

Artvin Yöresinde Yaz Sonu Dikimlerinin Doğu Ladini (Picea Orientalis L. Link.) Fidanların Tutma Başarısı Ve Yaşama Yüzdesi Üzerine Etkileri

Bu arada;ikinci fotoğraf için Kaynak .

-Yanlışımız,eksiğimiz için her daim ikaz mesajlarınızı bekliyoruz.-

Ak Balık – Leuciscus cephalus

chevaine

Kaynak

Bugünkü türümüz sazangiller familyasından Ak Balık.Tatlısu kefali,Ak kefal,Kepenez ya da Kasna isimleri ile de tanıyor olabilirsiniz onu.Bu isimlerin yanında Bolu ve çevresinde pullu sazan, Anadolu’nun değişik yörelerinde ise ot balığı olarak anılmaktadır.40-50 santim civarlarına kadar büyüyebilen bir balık kendisi.Kafası büyük ve ağzı geniştir.Pullarının kenarları koyu renklidir,karın ve göğüs yüzgeçleri kızıl renktedir.Tatlısu balığıdır,hızlı akan ırmaklarda suyun üst kısımlarında yaşarlar.Çekingen ve ürkek bir balıktır.Diğer sazan türleri gibi ak balığın da dişleri yoktur;bunu duyunca yırtıcı olmadığını sanmayın her şeyi yiyebilirler. Böceklerle ve küçük hayvanlarla beslenseler de bazen su bitkilerini yedikleri de görülmüştür. Yaşlandıkca sık sık diğer küçük balıkları avlamaya başlar.Bir rivayete göre de suda yüzen bir fareyi kaptığı izlenmiştir.Sabahın erken saatlerinde oldukça sığ kıyıları tercih ederler beslenmek için, öğle saatlerinde ise genellikle derin suları ve gölgelikleri tercih ederler.Akşam üstüne doğru ise özellikle su yüzeyine yakın yerlerde gezinirler ve sinek benzeri uçar haşereleri avlar.Üreme dönemleri Nisan-Haziran aylarıdır.Bu nedenle avlanmasının yasak olduğu dönem de 15 Mart – 15 Haziran arası olup göller için ve koruma altındaki akarsular,orman içi sular için geçerlidir.Dişiler tek seferde 100.000 yumurta bırakabilir;yumurtayı bırakmak için su bitkilerinin üzerilerini ve çakıl taşlarını seçerler.Ekonomik açıdan çok değerli bir balık olarak görülmemesinden ötürü,ciddi tehlikeler altında değildir.Ülkemizde hemen hemen tüm tatlısularda rastlayabileceğimiz bir tür kendisi;IUCN Red List’e göre de LC seviyesinde seyrediyor durumu.Tatlısu balığımız ile birlikte,iyi farkındalıklar!

-Yanlışımız,eksiğimiz için her daim ikaz mesajlarınızı bekliyoruz.-

Puhu – Bubo Bubo

puhu

Fotoğraf : fotohanc.wz.cz
Sıradaki türümüz,en büyük baykuşumuz sevgili Puhu!Bakışları aslında dikkatimizi çeken,turuncu ve biraz sert bakıyor sanki.İsmi de ötüşünden geliyor bizce.Düzenli bir görülme alanları yok,düzensiz yerleşime sahipler zaten.Genelde uçurum kenarlarında,kayalarda ve ormanlarda yaşarlar.Kendi boyutlarında kuşların terk ettiği alanlarda da yaşamlarını devam ettirirler.Kaldıkları,konakladıkları yerlere bağlıdırlar rahatsız edilmedikleri sürece.Kafese alındığı takdirde(ki kafes kuşu değil) 60 sene yaşayabilirken doğada en çok 20 yıl yaşayabiliyorlar.Çünkü baykuşlar uğursuz genel algıda,Türkiye’de.Özellikle bundan dolayı tüfekle vuruluyorlar.Diğer ihtimallerden biri trafik kazası,bir diğeri de elektrik çarpmalarıdır.Görünce büyüklüğünden ötürü çok rahat ayırt edilebilecek bir türdür.Kilosu 4,5 kiloya kadar ulaşabilirken boyu da 73 cm’ye çıkabilmekte.Tek bir kanadının açıldığında boyu 75 cm olabilmekte.Her şeyi yiyebilir desek yeridir aslında.Ama özellikle tarla fareleri,kertenkeleler ve yılanlar daha kolay besin olabilmektedir ona.Çift halinde yaşarlar ve birbirlerine bağlıdırlar.Romantik kuşlardır,alacakaranlıkları severler.Sabahları gün doğarken ya da akşamüzeri güneş batarken avlanmaya çıkarlar bundan dolayı.İsmi Muratçık,Buva ya da Gugu Mavuk olarak da gelebilir kulaklarımıza Kazım Çapacı’nın dediğine göre.Redlist’e göre LC seviyesinde.Bence artık ne durumda olduğunu ayırt edebiliyoruz LC’nin.

Baykuşlar hakkında bu kadar detaylı bilgiyi bir arada bulmak zor doğrusu,göz atmanızı şiddetle tavsiye ediyoruz ; owlpages

Şu ana kadar ne kadar gözlendiğini,kaç adet sayıldığına da buradan bakabilirsiniz,eski kuşbankımız ; worldbirds

Önüne gelen hayvanı yiyen turuncu gözlü kocaman baykuşumuzla,iyi farkındalıklar!

-Yanlışımız,eksiğimiz için her daim ikaz mesajlarınızı bekliyoruz.-

Damalı Su Yılanı – Natrix Tessellata

Diced snake (Natrix tessellata)

Kaynak

Türkiye’nin dört bir yanında görülebilen,zehirsiz bir yılan türü Damalı Su Yılanı.Bazı kaynaklarda sadece ‘su yılanı’ adı ile de görebilirsiniz fakat başka su yılanı türleri için de aynı isim kullanıldığından -bir örnek vermek gerekirse natrix natrix türünün çevirisi için de ‘su yılanı’ kullanıldığı ile karşılaştık.- bazı çevirilerde geçen damalı su yılanı adını tercih ettik biz.Genel olarak yeşil tonlarında,grimsi ve sarımsı kahverengi renklerinde olurlar.Sırt kısımlarında koyu renkli benekler görülür,başın üst kısmına baktığımızda ise bu beneklere rastlamayız.Karnının ön tarafı sarımsı veya pembemsi beyaz renktedir,siyah benekler bulundurur.Dişiler erkeklerden daha iridir.1-1.5 metre arası değişebilir boyları.Küçük balıklar,kurbağalar, semenderler ve çeşitli kemiriciler yemek menülerini oluştururlar.Gündüz aktif olan bir türdür,vaktini ağırlıklı olarak suda geçirir.20 dakikaya kadar suyun içerisinde kalabilir.Yüksekliği 2500 metreye kadar olan nehir ve göl kenarları onlarla karşılaşmamız için güzel alanlardır.Zehirli bir yılan olmadığından kendini savunmak için farklı bir yol bulmuştur;anüsünden çok kötü kokan bir salgı salgılar.Bir diğer yöntemi ise ölü taklidi yapmaktır.Bir araya gelmeyi seven bir türdür,kış uykusunu ve çiftleşme dönemini büyük gruplar halinde karşılarlar.Bir seferde 5-25 arasında yumurta bırakabilirler.Yumurtadan çıkan yavrular, iklim şartlarına göre 1-3 yıl içinde erginleşirler.Bazı ülkelerde koruma altında,bazı bölgelerde sayıları tehlike altında olsa da dünya üzerindeki varlıkları şu an için telaşlanmayı gerektirmez.IUCN Red List’e göre LC seviyesinde yer alır.Tür ile ilgili daha çok fotoğraf için buraya alalım sizi :

Nature Photo – Damalı Su Yılanı

İlk yılanımız ile birlikte,iyi farkındalıklar.

-Yanlışımız,eksiğimiz için her daim ikaz mesajlarınızı bekliyoruz.-

Uğurböceği örümceği – Eresus niger

6444

Fotoğraf-Kazım Çapacı

Adıyla dikkatimizi,fotoğrafı ile ilgimizi çeken türümüz,uğur böceği örümceği.Dişi bireyler 8-16 milim arası,erkekler ise 6-11 milim arası bir büyüklüktedir.Dişiler genellikle siyah renkte,yetişkin erkek örümceklerin ise karın ve sırt bölgeleri kırmızı renktedir ve sırtlarında dört siyah benek bulunur.Dişiler siyah renkte olmasına karşın erkek bireylerin dış görünüşü türe ‘uğur böceği örümceği’ adını vermeye yetmiştir.Erkek örümceklerin yaşam süreleri dişilere kıyasla bir hayli kısadır;dişi bireyler 3 yıla yakın yaşarken erkeklerin ömrü 1 yıl kadardır.Bu türümüz kendilerini rüzgarlardan korumak için güneşli ve eğimli yerlerde,taşların ve çalılıkların arasında ipekten bir tüp oluştururlar.Yemek listesine gelecek olursak,kınkanatlı böcekler ve örümcekler sevdikleri besinlerdir.Genellikle yemeyi tercih ettikleri tür ise yırtıcı ve saldırgan özellikleriyle tanınan, kendilerine düşman olarak gördükleri kaplan böcekleridir.Yuvaları dikey şekildedir,ipek ile kapatırlar yuvalarını.Barınağın girişinde oluşturdukları karmakarışık mavi renkli ipek, böceklerin buraya takılmasına sebep olur.Dişi örümcekler yuvalardan pek nadir ayrılırlar.Erkek örümcekler ise büyüyüp olgunlaştığında yuvalarından ayrılarak eş arama uğraşı ile meşgul olmaya başlarlar.Erkek dişi olan bir yuva bulduğunda yuva dışındaki ipeği yırtıcı olmadığını kanıtlayacak bir şekilde yolar,bu onu yemek haline gelmekten korur.Dişi örümcekle çiftleştikten sonra erkek örümcek ölür.Dişi örümcek bir yumurta kesesi oluşturarak,keseyi molozlarla kamufle ederek saklar.Keseyi her gece barınağın içine,her sabah barınağın üzerine taşırlar.Yavru örümcekler yumurtadan çıktıktan sonra anneleri ölene kadar barınaktan çıkmazlar.Anne öldükten sonra yavruların anneyi yediği ve daha sonra barınağı terk ettikleri düşünülmektedir,ama kesin bir bilgi de yoktur bu konuda.Bu renkli örümceğimiz ile,iyi farkındalıklar dileriz.

-Yanlışımız,eksiğimiz için her daim ikaz mesajlarınızı bekliyoruz.-

Cadı – Chazara Briseis

pic14569

Kaynak

Kendinden çok adı ile ilgi toplayan türümüz,Cadı.Türkiye’de oldukça yaygın bir tür kendisi.Kanat yapıları oldukça büyüktür,genellikle olduğu gibi erkek bireyler dişi bireylerden daha gösterişlidir.Kanat açıklığı 45-50 milim civarındadır.Türün kendine has özelliği ise,üst kanatlarında beyaz beneklerin oluşturduğu çizgidir.Bu beyaz çizgi uçarken de görülebilir.Dişi ve erkekleri ayırt etmek çok kolaydır renklerinden ötürü,renkleri arasında çok farklılık bulunur.Erkek bireylerin arka kanatlarında koyu renkli çizgiler varken dişilerde bu çizgiler bulunmaz.Deniz seviyesinden 2500 metre yükseklere kadar görebiliriz cadı kelebeği.Ülkemizin her yerinde görülebildiğini söylemiştik zaten ama kurak ve sıcak bölgelerde yaşayanların tür ile tanışma şansı diğerlerinden daha yüksek.Bu nedenle Orta ve Doğu Anadolu bölgelerinde yaşayanlarımız bir adım daha öndeler bu konuda.Dünya’da da geniş yayılım gösterir bu kelebeğimiz,tüm Akdeniz ülkelerinde,Avrupa’da,Afganistan’da ve Çin’de yayılım gösterir.Tırtılları kış uykusuna yatar,taşların arasında çok iyi kamufle olurlar.Türkiye’nin kelebekleri dendiğinde hepimizin ilk danışacağı yer Trakel ,sizi de her türlü kelebek merakınızda tatmin edebilecek bir site.Ayrıca daha fazla fotoğraf için bir diğer kelebek sitemiz olan Kelebek-Turk e girmenizi de öneririz.İyi farkındalıklar dileriz.

-Yanlışımız,eksiğimiz için her daim ikaz mesajlarınızı bekliyoruz.-

(yerli) Çuha Çiçeği – Primula Vulgaris

tumblr_mxa5woXtO71t0y3iio1_1280

Fotoğraf : treknature.com

Bugünkü türümüz kadınların epey hoşuna gidecek bir tür.Görüntüsünden dolayı bu söylemde bulunmuyoruz,yararlarını açıkladığımız sırada anlayacaksınız.Primula Vulgaris’in tam Türkçe ismi olmamakla beraber kimi kaynaklar ona Yerli Çuha Çiçeği diyorlar.Lakin Türkiye’de görülen tek çuhaçiçeğigillerden değil bitkimiz.Yerel isimleriyle ayıkulağı,çoban çiçeği,tutya çiçeği,felçotu olarak da duyabilirsiniz bu türümüzü.Eylül-Ekim ayları ekilmesi ve dikilmesi için uygun aylar.Bulunduğunuz yere göre Kasım’a da sarkabilir bu tarih.Sonbaharda ektiğimiz bu çiçek ilkbaharda(Mayıs gibi) çiçek açmaya başlıyor.Canlı kalma özelliği de epey sürüyor.Kuruyan yapraklarının çiçeklerinin budanması çiçeğin ömrünü uzatıyor.Sapsız diye geçen bitki.Yapraklardan sonra başlıyormuş görüntüsü sergiliyor.Kirli beyazımsı ve sarımsı bir rengi var.Türkiye’nin her yerinde baharda görülebilir.15’C onun için ideal sıcaklık.Torf*la zenginleştirilmiş toprak olursa daha verimli yetişiyor kendisi.Toprağıysa her daim hüzünlü olmalı,nemlenmeli.Yarı gölge yerlerde daha rahat yaşayabilmekle beraber güneş olduğu takdirde de çok etkilenmiyor.Bilim Çuha Çiçeği’nin yağını kullanmaya hemen hemen 10 yıl kadar önce başladı.Çuha Çiçeği’nin yağı tohumundan elde ediliyor.Tohumunda Gamma-Linolenik Asit(GLA) mevcut.GLA insanın tüm organlarını kontrol eden hormonvari bir etki gösteren bir bileşendir.Aynı zamanda hücre zarımızda da doğal olarak bulunur.Bir de ninelerimizden öğrendiğimiz,yıllardır süregelen şu bilgileri de es geçmemek lazım;kendisi -demiştik ya kadınların göznuru- özellikle regl ağrılarında kullanılan bir bitki,bir de menopoz semptomlarını azaltıcı etkiye sahip,aynı zamanda egzamalara ve sedeflere de iyi geliyor,ergenlik dönemindeki sivilcelerin azalmasına,yaşlılık etkilerinin gecikmesine yardımcı oluyor,kireçlenmeye ve romatizmaya sağladığı ağzı azaltıcılığa da unutmamalı derken son olarak her gün koşuşturan bizler için de enerji veren ve yorgunluğa iyi gelen bir bitki.Gelelim bu bitkiyi nasıl tüketeceğimize.Yaşken,çiçekteyken topluyoruz.Her bitki de yaklaşık 30 çiçek oluyor.Hepsini bitirmemek kaydıyla topluyoruz ve gölgede kurutuyoruz.Kuruttuğumuz bu çiçekleri nemlenmemesinden ötürü cam kavanozda saklıyoruz.Yukarıdaki kırgınlıkları hissettiğimizde de bir fincan için 2 çay kaşığı çiçeğimizden koyup,yaklaşık 15 dakika kısık ateşte kaynatıyoruz ve afiyetle içiyoruz.Bir diğer yöntemse kökü için yapılabilir,kökünüyse artık bize veda edecekleri kurumaya başlayacakları zaman alıyoruz,kurutuyoruz ve diğer işlemler aynı şekilde devam ediyor.Kimi yörelerde de çiçeklerinin reçeli ve şarabı yapılıyor;bazense yaprakları doğranıp salataya konuyor,et yemeklerinde defne yaprağı mantığıyla kullanılıyor ve dolma içlerine de farklı bir lezzet katıyor.Bir rivayete göreyse tohumunun yağı parfüm yapımında kullanılıyor imiş.Bir de burayı ziyaret ederek *ingilizce olduğunu belirtelim- daha da derine inmek isteyenlere,buyurun diyoruz :

Arkive – Primula Vulgaris

Güzelliğiyle göz,tadıyla karın doyuran bitkimizle, iyi farkındalıklar!

*Torf, göl yataklarındaki su seviyesinin düşmesiyle, bitki faaliyetlerinin ön plana çıkması, kışın su seviyesindeki artış ile bitkinin ölümü ve bu doğa olayının sürekli tekrarlanması ile bitki kök ve gövdelerinin binlerce yıl süren dönüşümlü birikimleri sonucunda oluşan organik toprak türü.

-Yanlışımız,eksiğimiz için her daim ikaz mesajlarınızı bekliyoruz-

Kirpikli Yarasa – Myotis Emarginatus

Geoffroy's Bat in gflight

Kaynak:Studiowolverine

Uçabilen memelilerimizden biri,Kirpikli Yarasa.Gençken grimsi,büyüdükçe kızılımsı bir renge dönerler.Kulaklarının üzerinde bulunan belirgin bir çentik ile diğer yarasalardan ayrılabilirler.Uzun,yünlü diyerek betimleyebileceğimiz bir kürkleri vardır.İyi gelişmiş kuyrukları bulunur.Mağaralar,büyük kaya yarıkları,ağaç kovukları,binalar sevdikleri konaklama alanlarıdır.Mayıs-Ağustos aylarında koloniler oluştururlar ve tüneklerini sık sık değiştirirler,bu türümüz büyük koloniler halinde yaşayabilir.1.000 dişiyi içinde bulunduracak kadar büyük koloniler kayıtlara geçmiştir.Bu zaman zarfı içerisinde erkekler ayrı ayrı konaklarlar.Çiftleşmeleri genellikle sonbaharda olur.Gebelikleri hava ısısına bağlı olarak 50-60 gün arasında bir değer alır.Yılda bir kez;çoğunlukla bir,nadiren de olsa iki yavru doğururlar.Ömürleri 12 yıldan uzundur.Sinekler ve örümcekler sevdikleri yiyecek türleridir.Genellikle avlarının yaprak gibi yüzeyler üzerinde duran hallerinde avlamayı sevseler de,uçarken de ağızlarıyla yakalayabilirler.IUCN Red List’e göre LC seviyesinde bulunur.Uçan memeli türümüz ile,iyi farkındalıklar.

-Yanlışımız,eksiğimiz için her daim ikaz mesajlarınızı bekliyoruz.-