Kedi Gözlü Yılan – Telescopus fallax

Telescopus-fallax-2

Kaynak

Dikkat çekici ismi ile gözleri hemen üzerine çekebilen türümüz,Kedi Gözlü Yılan.Baştan söyleyelim:Kendisi zehirli bir yılan;fakat zehirli olmalarına karşın insanlara karşı bir tehdit içermezler. Zehir dişleri ağızlarının arkasında olduğu için ısırsalar bile zehri boşaltamazlar.Zehirlerini sadece avlarını bayıltmak için kullanırlar.Avlarına saldırdıktan sonra avlarının kaçmasına izin verirler ve uzaktan avlarını izlerler.Kısa bir zaman sonra avları bayılır ve yemek Kedi Gözlü Yılan için hazırdır.Bir metreye kadar büyüyebilirler.Sırt rengi grimsi-kahverengimsi renktedir bu türün.Sırtında koyu renkli büyük benekler bulunur,renkleri kuyruğa doğru gidildikçe açılır.Başının üst kısmı daha koyudur vücuduna nazaran.Karın bölgesinde sarımsı benekler bulunur.İsimlerini bol ışıkta dikey hale gelen göz bebeklerinden alırlar.Beslenme listesi içinde fareler gibi küçük kemirgenler,kertenkeleler ve çeşitli omurgasızlar yer alır.Sabah erken-gece geç vakitte avlanmaya çıkarlar.Onlarla karşılaşmak için uygun alanlar taşlık bölgeler,yamaçlar,güneş alan bölgeler,yol kenarları ve harabelerdir.1600 metreye kadar olan yerlerde görülme olasılıkları daha fazladır.Tırmanma konusunda başarılılardır,öyle ki oldukça dik yerlere kolaylıkla çıkabilirler.Taşlık yerlerde bulunan oyuklara yumurtlamayı tercih ederler.Tek seferde 3 ila 7 yumurta arasında yumurta bırakabilirler.Ülkemizde Güney,Batı ve Güneydoğu Anadolu’da sevdiği ortamlarda görme olasılığımız çok yüksek bu türü.IUCN Red List‘e göre türün durumu LC seviyesindedir.Tür ile ilgili daha fazla fotoğrafa bakmak isteyenlerimiz için :

EuroHerp – Telescopus Fallax

Güzel sürüngenimiz ile,iyi farkındalıklar !

-Yanlışımız,eksiğimiz için her daim ikaz mesajlarınızı bekliyoruz.-

Reklamlar

Kral Eğreltisi – Osmunda Regalis

Osmunda-regalis-2

Kaynak

Bugünün türü,çiçeği olmayan bitkilerimiz eğreltilerin üyesi olan Kral Eğreltisi.Dünya’da 10.000 ‘ e yakın farklı türde eğrelti olduğunu duyduğumuzda hissettiğimiz şaşkınlığın etkisi ile bugün bu türü girmeye karar verdik.100-200 santim arasında değişen boyu,30-300 santim arasında değişebilen kocaman yaprakları,2 ile 6 santim arasında değişen yaprakçık uzunluğu vardır.Dünyanın her yanında görülebilir,çok yaygın bir eğrelti türüdür.Ülkemizde Karadeniz bölgesinde oldukça yaygındır.Güneşli yerleri,yarı gölge ve nemli çayırları,dere kenarlarını,turbaları ve bataklıkları sever.-20 dereceye kadar soğuğa dayanabilir.Halk arasında bilinen şifa bitkilerinden biridir aynı zamanda;bunun için bitkinin sonbaharda köklenip kurutulmuş köksapları kullanılır.İshal giderici,idrar arttırıcı,güçlendirici,yara iyileştirici etkileri vardır.Sarılıkta,iç organ ameliyatlarından sonra ve raşitizimde de kullanılabilir.Bu şekilde yararlanmak isteyenlere yöntemi burada : 10-20 gram kök 1 litre kaynar suyla demlenir ve günde iki-üç kez birer bardak içilir.Yaprakları yaralara ve romatizma ağrılarının hissedildiği yerlere dışarıdan kompres olarak uygulanır.
Afşar otu (Asarum europaeum) kökleriyle kral eğreltisinin yaprakları birlikte demlenerek çocuklardaki bağırsak kurtlarına karşı da kullanılır.Bunları söyledikten sonra bir noktaya dikkat çekmeliyiz:Bazı eğrelti türleri vücutta B vitamini kompleksine yol açabiliyor.Bu türün bu rahatsızlığa yol açıp açmadığı ise bilinmiyor.Ama bitkinin bütünüyle kurutularak ya da pişirilerek kullanımı bu tehlikeyi ortadan kaldıracağından,tüketebilirsiniz;biz öyle duyduk.Bu kadar yaygın olmasına rağmen,varlığını fark etmediğimiz tür ile;iyi farkındalıklar !

-Yanlışımız,eksiğimiz için her daim ikaz mesajlarınız bekliyoruz.-

Mutur-Phocoena phocoena

harbor-porpoises_569_600x450

Kaynak

Daha evvel hiç balina takımından bir tür girmemiş idik.Uzun bir aradan sonra sularımızın büyük memelilerinden sayın Mutur ile karşınızdayız.İçinde Vikipedi’nin de bulunduğu birkaç kaynakta ise ismi Musur olarak geçiyor.Tanım olarak da yunussu balina denmiş.Anlamıysa Latince’de “büyük deniz hayvanı” olmakla beraber Yunanca’da “deniz canavarı”dır.Özellikle yunuslarla karıştırılabilirler lakin biraz daha dikkatli bakıldığı takdirde fark edilir ki yunusların burunları sivridir(gagamsıdır) ve uzundur,Muturların ise daha yuvarlaktır ve küttür.Davranışsal açıdan bakıldığındaysa yunuslar bol bol suyun yüzeyine atlarlar ama muturlar atlamazlar.Üstelik bu sevimli türümüz yunuslardan ebat olarak daha küçüktürler.Ortak özellikleriyse şudur ki,ikisi de teknelerin peşinden koşmayı severler.Sırtlarında küçük üçgen bir yüzgeçleri vardır ve tek yüzgeçlidirler.Muturlar genellikle kıyı kesimlerde varlıklarını devam ettirirler.Karadeniz Havzası’nın kıyı kesimleri muturları rahatlıkla görebileceğimiz alanlardır.Tramem’den edindiğimiz bilgiye göre İstanbul’da Samsun’da ve Bartın’da sürekli olarak rast gelebiliriz.Çok çok nadir de olsa Akdeniz’de de görme ihtimalimiz vardır.Suyun az tuzlu olmasını tercih ederler ve mümkünse 15°C olan soğuk veya ılıman denizleri tercih ederler.Siyah renkte olanlarının mevcut olmasıyla birlikte genellikle boz mavimtrak bir gri renktedirler.Vücutlarının altıbeyazımsı renktedir.Küçük balıkları yiyerek beslenirler.Erkekleriyle dişilerinin görünüş olarak farklılıkları yoktur ama ağırlıkları farklıdır.Dişiler 72-73 kilogram olabilirken erkekler 61-62 kilograma olabilirler.Yazları çiftleşirler,11 ay gebelikleri sürer ve ertesi sene bebekleri 3 kilo kadar dünyaya gelir.Hiç kılları yoktur,kalın bir yağ tabakaları vardır,onları soğuktan koruyansa bu tabakadır.200metreye kadar dalabilirler ve kalabalık olmayan sürüler halinde gezerler.Redlist’e göre LC seviyesindedirler.Türün azalmasında en önemli faktör balıkçılıktır.Yüzgeçleri balık ağlarına takılmaktadır ne yazık ki.Bunun dışındaki tehditler ise ; denizlerdeki kimyasal kirlilik,gemi trafiği,gürültü ve yırtıcıların aşırı avlanmasıdır.Umarız ki tehdit seviyeleri daha ileriye gitmez.
Bu bilgilerin üzerine biraz daha araştırmak isterim derseniz
UK Whales‘ i ziyaret etmelisiniz.
İngilizce olmasın Türkçe’den okuyayım derseniz’de TRAMEM‘e uğrayın deriz.
Balinalardan ilk türümüz,Mutur ile iyi farkındalıklar!

-Yanlışımız,eksiğimiz için her daim ikaz mesajlarınızı bekliyoruz.-

KOSKS 2014

Kış Ortası Su Kuşu Sayımları(KOSKS) 2014 den anlatılarımız ile geldik bu sefer.Bu seneki sayımların sadece 4 tanesine katılabildik;onlar da Terkos Gölü,Büyükçekmece Gölü,Riva-Şile-Ağva Kıyıları ve İğneada gözlemleri.

İlk olarak bu dört KOSKS’un hepsinde sürekli konuştuğumuz fakat dokunmadan tam anlamıyla içselleştiremediğimiz bir durumun seviyesini gözlemledik-iklim değişimleri.KOSKS ‘ un ünü olan dondurucu soğuklara kendimizi hazırlayarak gitmemize rağmen – özellikle KOSKS’un ilk haftasında– anlatılan soğuktan eser yoktu.Geçmiş KOSKS’ların hikayelerinden yağmurda sırılsıklam olarak kuş saymak,soğuktan parmaklarını hissetmediğin durumlarda bile dürbünü bırakmamak gibi hikayeler bu sene yerini KOSKS’un ilk haftasında montsuz sayımlar,bol güneşli araziler gibi hikayelere bıraktı.Bunun sonucu olarak kış sayımlarının en önemli bölümünü oluşturan ördek sayısında büyük bir azalma vardı tabi ki.

Bu dört KOSKS’un ilkinden başlayalım anlatmaya;Terkos Gölü.Haritada adını Durusu Gölü olarak da görebilirsiniz.Terkos sayımı kalabalık bir grup ile başladı güne,11 kişilik bir grup olarak Terkos’a sayım yapmaya gittik.Kışın Ocak ortasında olmamıza rağmen yüzünü göstermemiş olması,ördek popülasyonu üzerindeki ciddi etkilerini ilk orada fark ettik.Suna,su tavuğu gibi KOSKS’un vazgeçilmez türleri şaşırtıcı bir biçimde görülmedi bu sene Terkos’ta.Bunun yanında Çamurcun sayısı da bir hayli azdı.Bir çift Macar Ördeği de resimlerdeki gibi kocaman güzel kafası ile diğer türlerin arasından hemen sıyrılıyordu.Büyük Karabaş Martı ve Kızılboyunlu Batağan gibi güzel iki tür de bizi orada bekliyordu o gün.Ve su kılavuzu ile Gökdoğan ‘ da kendilerini seyretmemize izin verdiler uzun bir süre.Dönerken gördüğümüz 6 adet Ak Pelikan’da sayımın son güzelliği oldu Terkos’ta.

Sıradaki gözlem Riva-Şile-Ağva kıyıları.İstanbul’un turistlik mekanları olan,güzellikleri tartışılmaz üç alanın KOSKS’una ilk başlangıcı yerlerde gezinip toprak didikleyen şahinler ile yaptık.Daha sonra meşhur ‘’ Pufla Adası’’ nı saymak için yola koyulduk.Normal şartlarda baharda gittiğinizde bile Karadeniz’in rüzgarının içinizi dondurması gerekirken,KOSKS günü denizden esen rüzgar bile yoktu.Riva’ya bahar gelmiş denebilirdi hatta,bazı böcekler toprakaltını terk etmiş,papatyalar çiçek açmış.Şile’de Tepeli Karabatak yuvalarına gittiğimizde ısınmanın etkisini bir de orada gördük.Baş sayımcımız tarafından Tepeli Karabataklar’ın kuluçka dönemi için bile erken olduğu duyduğumuz Ocak ortasında bir çok Tepeli Karabatak kuluçkaya yatmıştı.Bu hafta gelen soğukların etkisi bu bahar havasının getirilerine nasıl etki eder,orası işin daha sıkıntılı bölümü olsa gerek.Bu arazinin ise bizi en çok heyecanlandıran kısmı Ağva’ya giderken bir koyda gördüğümüz Kum Zambaklarıydı.

Üçüncü KOSKS’umuz Büyükçekmece Gölü.Ördek görmek için gidilebilecek en iyi ve ulaşımı en kolay noktalardan.Sayıma ellerimiz üşümeden başlamamız hepimizi şaşırttı;KOSKS öncesi eğitiminde bile soğuk içimize işlerken 2 hafta sonra kışın merkezinde soğuktan eser yoktu.Bu da ördek sayısını bir hayli etkiledi;kaşıkgaga,çamurcun,yeşilbaş,kılkuyruk,suna,fiyu,tepeli ve elmabaş patka haricinde ördek türümüz yoktu o gün.Büyükçekmece’nin en öne çıkan özelliği ise yasak avcılık ile savaşa birebir şahit olma şansımız olsa gerek.DKMP nin araç desteği sayesinde,onlarla birlikte 5 adet balıkçının ağını toplattık sudan.Türkiye’deki tüm iç sularda ağ ile balıkçılık yapılması yasak olmasına rağmen,balıkçılar birçok noktaya ağlarını sermişlerdi.Siz de bu şekilde bir durumla karşılaşırsanız DKMP ye ulaşarak şikayet edebilirsiniz-hatta ediniz.Büyükçekmece’nin güzelleri arasında ise Kara Sırtlı Martı’nın alt türlerinden Heuglini’nin bizi arazide bekliyor oluşuydu kuşkusuz.

Son gözlemimiz,İğneada.Soğuklar gelsin diye tuttuğumuz onca dilek kabul olmuştu İğneada’da fakat ne yazık ki soğuklar KOSKS günü geldiğinden dolayı tür sayısına olan etkisini biz değil bizden bir-iki gün sonra giden gözlemciler daha iyi fark edeceklerdir.İlk olarak,İğneada görsel olarak hepimizi büyüledi diyebiliriz.Longozu,limanı,gölleri ve sayımın yarısını yapmamıza engel olan subasar ormanları ile gitmenizi şiddetle tavsiye edeceğimiz bir yer.Tepeli Patkaları ve Tarakdişleri güzel bir yakınlıktan izleme fırsatı da verdi bize.Karadeniz’in şiddetli dalgalarını bir süre dinledikten sonra,Mert Gölü’ne doğru yola çıktık.Mert Gölü’nde ise Ak Kuyruklu Kartal ile Büyük Orman Kartalı’nı aynı kare içinde seyredebilmek ise KOSKS’un en keyifli yanlarındandı.3. arazimize giderken subasar ormana basan su bizim diğer tarafa geçmemizi engellediğinden,gözlemimizi yarıda kesmemize sebep oldu.

KOSKS 2014 ü de bu şekilde kapatmış olduk.Bu kadar güzelliği ve bu kadar gerçekliği içinde barındıran iki haftadan anlatımız ile;iyi farkındalıklar !

-Yanlışımız,eksiğimiz için her daim ikaz mesajlarınızı bekliyoruz.-

Tepeli Karabatak – Phalacrocorax Aristotelis

cormoran_huppe
Kaynak

Denize bakarken suya yakın mesafede heyecanlı heyecanlı kanat çırparken gördüğümüz karabatakgillerin bir üyesi Tepeli Karabatak.Simsiyah gövdesi,sarı gaga dibi ve göz çevresi ile dikkatleri üzerine çekebilen bir kuşumuz kendisi.Dibe dalarak avlanırlar diğer karabataklar gibi,avlandıktan sonra ise kanatlarını açarak dinlenirler.Bu zaman zarfında kendilerini kuruttuklarını düşünüyoruz.Karabatak ailesi içerisinde en derine dalabilen karabataktır kendisi;45 metreye kadar dalabilmektedir.Bir dakikaya kadar suyun altında kalabilirler.Kışın sonlarına doğru beliren ibiği ile de adına yakışır görünüme gelerek tanımamızı kolaylaştırır.Sadece deniz kıyılarında özellikle de kayalık bölgelerde yaşarlar;kaya oyuklarına yuvalarını kaparlar.Küçük koloniler halinde ürerler.Yumurtlama dönemi ise Nisan-Ağustos arasıdır.30 günlük bir kuluçka dönemleri vardır.1 ila 6 adet yumurta bırakırlar.Tür ile ilgili daha fazla fotoğrafa bakmak isteyenlere :

Tepeli Karabatak

KOSKS – Kış Ortası Su Kuşu Sayımı – ‘a katılanlarımızın görmesini umduğumuz türümüz ile,iyi farkındalıklar.

-Yanlışımız,eksiğimiz için her daim ikaz mesajlarınızı bekliyoruz.-

Cengaver – Argynnis Paphia

63592506.EH1q01NG

Kaynak

Adı ayrı kendisi ayrı güzel bir kelebek ile merhaba diyoruz bugün;Cengaver.Kelebeğimiz,büyük boyu ile hemen dikkatleri üzerilerine çeker.Kanatlarının üzerinde ve altında siyah benekler vardır;üstteki benekler alttakilere nazaran daha büyüktür.Dişilerini ve erkeklerini ayırt etmenin çok kolay bir yolu var bu türümüz için;erkeklerinin kanatlarının üzerinde siyah bir şerit bulunurken dişilerde bulunmaz.Bahadır kelebeği ile karıştırılır genellikle,iki tür birbirlerine çok benzer ve ayırt etmek de zordur.Cengaverin kanat üstü siyah,kenar alt benekleri daha büyük ve daha yuvarlaktır.Bahadır’ın da ön kanat altında bulunan orta bölge belirgin şekilde kırmızıya çalar.Kıyaslama adına Trakel‘de gördüğümüz bir fotoğrafı da eklemeden edemiyoruz buraya,girip bakın deriz:

Bahadır ve Cengaver kelebeklerinin ayırılması

Yumurtalarını menekşelerin olduğu bölgenin yakınındaki ağaçlara bıraktığı için menekşe kelebekleri sınıfında yer alır Cengaver.Yumurtadan çıkan tırtıllar menekşeleri kendileri bulurlar.Tırtılları kış uykusuna yatar bu türün.Uçuşa geçme ayları ise Haziran-Ağustos’a tekabül eder.Türkiye’de Kuzey ve Güney Anadolu’da yaygın olarak görülse de Marmara Bölgesi ve Ege Bölgesi’nde de hatrı sayılır miktarda kayıtları vardır.Deniz seviyesinden 1500 m. rakıma kadar çıkabilirler.Ormanlık alanları severler.Tür ile ilgili fotoğraflara bakmak isteyenlerimiz için iki adet birbirinden güzel fotoğraf kaynağımız var.Bunları da burada paylaşarak,iyi farkındalıklar diliyoruz hepimize.

Eurobutterflies – Argynnis Paphia

Butterflies Moths Turkey-Argynnis Paphia

-Yanlışımız,eksiğimiz için her daim ikaz mesajlarınızı bekliyoruz.-

Toprak Kurbağası – Pelobates syriacus

P_syriacus_Prespa_Greece_0005_LB1

Kaynak

Türkiye’de hemen hemen her yerde görülebilen kurbağamız,Toprak Kurbağası.En fazla 8-9 santime kadar büyüyebiliyor kendisi.Baş kısımları açık veya kirli sarı,sırt ve bacakları beyazımsı gridir.Sırt kısmında bulunan benekler ise yeşil renktedir.Seyrek olarak da sarı ve kırmızı noktaları bulunur.Arka ayaklarında toprağı kazmaya yarayan kazıcı bir çıkıntı vardır.Ayakları ile toprağı kazarak bir iki dakika içinde toprağın içinde gözden kaybolabilirler.50 – 100 cm. derinliğe kadar kazabilirler.Toprak altında uzun süreler durabilirler,toprak altında iken nasıl nefes aldıkları konusunda ise iki yanıt ve bu nedenle kesinleşmemiş bir durum var.Bazı kaynaklara göre toprak altında iken deri solunumu yapıyorlar bu sayede uzun süre toprak altında kalabiliyorlar.Diğer bazı kaynaklara göre ise diğer bütün kurbağalardan daha büyük akciğere sahip olması nedeni ile,toprak altında uzun süreler kalabiliyorlar;büyük akciğerleri sayesinde toprak altında da akciğer havasını yenileyerek hayatta kalabilmektedirler.Gündüzleri kum ve toprak içinde gömülü olarak gizlenir,geceleri avlanmak için çıkarlar. Göz bebekleri dikeydir.Yakalandığı zaman sarımsak kokusuna benzer bir koku çıkararak ve biraz da şişerek düşmanını korkutmak için hareketlerde bulunur.Bu nedenle bazı bölgelerde ” sarımsaklı kurbağa ” diye anılıyorlar.Böyle bir durumda ayrıca kedi gibi miyavlarlar,akciğerlerini havayla doldurarak büyük görünmeye çalışırlar.Üreme zamanı suya geçtiklerinde, erkeklerin ön kol bölgesinde bulunan nasır,irileşir ve belirginleşir.Üreme hareketleri ise daha önceki bazı türlerimiz ile benzerlik gösteriyor:Erkek dişiyi kasık bölgesinden kavrar ve dişi yumurtalarını kordon halinde suya bırakır.Göl ve havuzcuklardan uzak olmayan ovalık, gevşek ve yumuşak topraklı alanları tercih ederler,1500 metrenin yukarısına kadar olan yerlerde görülme olasılıkları daha yüksektir.IUCN Red List ‘e göre LC seviyesindedirler.Türe ait birkaç güzel fotoğraf için Bayram Göçmen’i tavsiye edemeden bitiremiyoruz türümüzü,iyi farkındalıklar :

Toprak Kurbağası

-Yanlışımız,eksiğimiz için her daim ikaz mesajlarınızı bekliyoruz.-