KOSKS 2014

Kış Ortası Su Kuşu Sayımları(KOSKS) 2014 den anlatılarımız ile geldik bu sefer.Bu seneki sayımların sadece 4 tanesine katılabildik;onlar da Terkos Gölü,Büyükçekmece Gölü,Riva-Şile-Ağva Kıyıları ve İğneada gözlemleri.

İlk olarak bu dört KOSKS’un hepsinde sürekli konuştuğumuz fakat dokunmadan tam anlamıyla içselleştiremediğimiz bir durumun seviyesini gözlemledik-iklim değişimleri.KOSKS ‘ un ünü olan dondurucu soğuklara kendimizi hazırlayarak gitmemize rağmen – özellikle KOSKS’un ilk haftasında– anlatılan soğuktan eser yoktu.Geçmiş KOSKS’ların hikayelerinden yağmurda sırılsıklam olarak kuş saymak,soğuktan parmaklarını hissetmediğin durumlarda bile dürbünü bırakmamak gibi hikayeler bu sene yerini KOSKS’un ilk haftasında montsuz sayımlar,bol güneşli araziler gibi hikayelere bıraktı.Bunun sonucu olarak kış sayımlarının en önemli bölümünü oluşturan ördek sayısında büyük bir azalma vardı tabi ki.

Bu dört KOSKS’un ilkinden başlayalım anlatmaya;Terkos Gölü.Haritada adını Durusu Gölü olarak da görebilirsiniz.Terkos sayımı kalabalık bir grup ile başladı güne,11 kişilik bir grup olarak Terkos’a sayım yapmaya gittik.Kışın Ocak ortasında olmamıza rağmen yüzünü göstermemiş olması,ördek popülasyonu üzerindeki ciddi etkilerini ilk orada fark ettik.Suna,su tavuğu gibi KOSKS’un vazgeçilmez türleri şaşırtıcı bir biçimde görülmedi bu sene Terkos’ta.Bunun yanında Çamurcun sayısı da bir hayli azdı.Bir çift Macar Ördeği de resimlerdeki gibi kocaman güzel kafası ile diğer türlerin arasından hemen sıyrılıyordu.Büyük Karabaş Martı ve Kızılboyunlu Batağan gibi güzel iki tür de bizi orada bekliyordu o gün.Ve su kılavuzu ile Gökdoğan ‘ da kendilerini seyretmemize izin verdiler uzun bir süre.Dönerken gördüğümüz 6 adet Ak Pelikan’da sayımın son güzelliği oldu Terkos’ta.

Sıradaki gözlem Riva-Şile-Ağva kıyıları.İstanbul’un turistlik mekanları olan,güzellikleri tartışılmaz üç alanın KOSKS’una ilk başlangıcı yerlerde gezinip toprak didikleyen şahinler ile yaptık.Daha sonra meşhur ‘’ Pufla Adası’’ nı saymak için yola koyulduk.Normal şartlarda baharda gittiğinizde bile Karadeniz’in rüzgarının içinizi dondurması gerekirken,KOSKS günü denizden esen rüzgar bile yoktu.Riva’ya bahar gelmiş denebilirdi hatta,bazı böcekler toprakaltını terk etmiş,papatyalar çiçek açmış.Şile’de Tepeli Karabatak yuvalarına gittiğimizde ısınmanın etkisini bir de orada gördük.Baş sayımcımız tarafından Tepeli Karabataklar’ın kuluçka dönemi için bile erken olduğu duyduğumuz Ocak ortasında bir çok Tepeli Karabatak kuluçkaya yatmıştı.Bu hafta gelen soğukların etkisi bu bahar havasının getirilerine nasıl etki eder,orası işin daha sıkıntılı bölümü olsa gerek.Bu arazinin ise bizi en çok heyecanlandıran kısmı Ağva’ya giderken bir koyda gördüğümüz Kum Zambaklarıydı.

Üçüncü KOSKS’umuz Büyükçekmece Gölü.Ördek görmek için gidilebilecek en iyi ve ulaşımı en kolay noktalardan.Sayıma ellerimiz üşümeden başlamamız hepimizi şaşırttı;KOSKS öncesi eğitiminde bile soğuk içimize işlerken 2 hafta sonra kışın merkezinde soğuktan eser yoktu.Bu da ördek sayısını bir hayli etkiledi;kaşıkgaga,çamurcun,yeşilbaş,kılkuyruk,suna,fiyu,tepeli ve elmabaş patka haricinde ördek türümüz yoktu o gün.Büyükçekmece’nin en öne çıkan özelliği ise yasak avcılık ile savaşa birebir şahit olma şansımız olsa gerek.DKMP nin araç desteği sayesinde,onlarla birlikte 5 adet balıkçının ağını toplattık sudan.Türkiye’deki tüm iç sularda ağ ile balıkçılık yapılması yasak olmasına rağmen,balıkçılar birçok noktaya ağlarını sermişlerdi.Siz de bu şekilde bir durumla karşılaşırsanız DKMP ye ulaşarak şikayet edebilirsiniz-hatta ediniz.Büyükçekmece’nin güzelleri arasında ise Kara Sırtlı Martı’nın alt türlerinden Heuglini’nin bizi arazide bekliyor oluşuydu kuşkusuz.

Son gözlemimiz,İğneada.Soğuklar gelsin diye tuttuğumuz onca dilek kabul olmuştu İğneada’da fakat ne yazık ki soğuklar KOSKS günü geldiğinden dolayı tür sayısına olan etkisini biz değil bizden bir-iki gün sonra giden gözlemciler daha iyi fark edeceklerdir.İlk olarak,İğneada görsel olarak hepimizi büyüledi diyebiliriz.Longozu,limanı,gölleri ve sayımın yarısını yapmamıza engel olan subasar ormanları ile gitmenizi şiddetle tavsiye edeceğimiz bir yer.Tepeli Patkaları ve Tarakdişleri güzel bir yakınlıktan izleme fırsatı da verdi bize.Karadeniz’in şiddetli dalgalarını bir süre dinledikten sonra,Mert Gölü’ne doğru yola çıktık.Mert Gölü’nde ise Ak Kuyruklu Kartal ile Büyük Orman Kartalı’nı aynı kare içinde seyredebilmek ise KOSKS’un en keyifli yanlarındandı.3. arazimize giderken subasar ormana basan su bizim diğer tarafa geçmemizi engellediğinden,gözlemimizi yarıda kesmemize sebep oldu.

KOSKS 2014 ü de bu şekilde kapatmış olduk.Bu kadar güzelliği ve bu kadar gerçekliği içinde barındıran iki haftadan anlatımız ile;iyi farkındalıklar !

-Yanlışımız,eksiğimiz için her daim ikaz mesajlarınızı bekliyoruz.-

Tepeli Karabatak – Phalacrocorax Aristotelis

cormoran_huppe
Kaynak

Denize bakarken suya yakın mesafede heyecanlı heyecanlı kanat çırparken gördüğümüz karabatakgillerin bir üyesi Tepeli Karabatak.Simsiyah gövdesi,sarı gaga dibi ve göz çevresi ile dikkatleri üzerine çekebilen bir kuşumuz kendisi.Dibe dalarak avlanırlar diğer karabataklar gibi,avlandıktan sonra ise kanatlarını açarak dinlenirler.Bu zaman zarfında kendilerini kuruttuklarını düşünüyoruz.Karabatak ailesi içerisinde en derine dalabilen karabataktır kendisi;45 metreye kadar dalabilmektedir.Bir dakikaya kadar suyun altında kalabilirler.Kışın sonlarına doğru beliren ibiği ile de adına yakışır görünüme gelerek tanımamızı kolaylaştırır.Sadece deniz kıyılarında özellikle de kayalık bölgelerde yaşarlar;kaya oyuklarına yuvalarını kaparlar.Küçük koloniler halinde ürerler.Yumurtlama dönemi ise Nisan-Ağustos arasıdır.30 günlük bir kuluçka dönemleri vardır.1 ila 6 adet yumurta bırakırlar.Tür ile ilgili daha fazla fotoğrafa bakmak isteyenlere :

Tepeli Karabatak

KOSKS – Kış Ortası Su Kuşu Sayımı – ‘a katılanlarımızın görmesini umduğumuz türümüz ile,iyi farkındalıklar.

-Yanlışımız,eksiğimiz için her daim ikaz mesajlarınızı bekliyoruz.-

Cengaver – Argynnis Paphia

63592506.EH1q01NG

Kaynak

Adı ayrı kendisi ayrı güzel bir kelebek ile merhaba diyoruz bugün;Cengaver.Kelebeğimiz,büyük boyu ile hemen dikkatleri üzerilerine çeker.Kanatlarının üzerinde ve altında siyah benekler vardır;üstteki benekler alttakilere nazaran daha büyüktür.Dişilerini ve erkeklerini ayırt etmenin çok kolay bir yolu var bu türümüz için;erkeklerinin kanatlarının üzerinde siyah bir şerit bulunurken dişilerde bulunmaz.Bahadır kelebeği ile karıştırılır genellikle,iki tür birbirlerine çok benzer ve ayırt etmek de zordur.Cengaverin kanat üstü siyah,kenar alt benekleri daha büyük ve daha yuvarlaktır.Bahadır’ın da ön kanat altında bulunan orta bölge belirgin şekilde kırmızıya çalar.Kıyaslama adına Trakel‘de gördüğümüz bir fotoğrafı da eklemeden edemiyoruz buraya,girip bakın deriz:

Bahadır ve Cengaver kelebeklerinin ayırılması

Yumurtalarını menekşelerin olduğu bölgenin yakınındaki ağaçlara bıraktığı için menekşe kelebekleri sınıfında yer alır Cengaver.Yumurtadan çıkan tırtıllar menekşeleri kendileri bulurlar.Tırtılları kış uykusuna yatar bu türün.Uçuşa geçme ayları ise Haziran-Ağustos’a tekabül eder.Türkiye’de Kuzey ve Güney Anadolu’da yaygın olarak görülse de Marmara Bölgesi ve Ege Bölgesi’nde de hatrı sayılır miktarda kayıtları vardır.Deniz seviyesinden 1500 m. rakıma kadar çıkabilirler.Ormanlık alanları severler.Tür ile ilgili fotoğraflara bakmak isteyenlerimiz için iki adet birbirinden güzel fotoğraf kaynağımız var.Bunları da burada paylaşarak,iyi farkındalıklar diliyoruz hepimize.

Eurobutterflies – Argynnis Paphia

Butterflies Moths Turkey-Argynnis Paphia

-Yanlışımız,eksiğimiz için her daim ikaz mesajlarınızı bekliyoruz.-

Toprak Kurbağası – Pelobates syriacus

P_syriacus_Prespa_Greece_0005_LB1

Kaynak

Türkiye’de hemen hemen her yerde görülebilen kurbağamız,Toprak Kurbağası.En fazla 8-9 santime kadar büyüyebiliyor kendisi.Baş kısımları açık veya kirli sarı,sırt ve bacakları beyazımsı gridir.Sırt kısmında bulunan benekler ise yeşil renktedir.Seyrek olarak da sarı ve kırmızı noktaları bulunur.Arka ayaklarında toprağı kazmaya yarayan kazıcı bir çıkıntı vardır.Ayakları ile toprağı kazarak bir iki dakika içinde toprağın içinde gözden kaybolabilirler.50 – 100 cm. derinliğe kadar kazabilirler.Toprak altında uzun süreler durabilirler,toprak altında iken nasıl nefes aldıkları konusunda ise iki yanıt ve bu nedenle kesinleşmemiş bir durum var.Bazı kaynaklara göre toprak altında iken deri solunumu yapıyorlar bu sayede uzun süre toprak altında kalabiliyorlar.Diğer bazı kaynaklara göre ise diğer bütün kurbağalardan daha büyük akciğere sahip olması nedeni ile,toprak altında uzun süreler kalabiliyorlar;büyük akciğerleri sayesinde toprak altında da akciğer havasını yenileyerek hayatta kalabilmektedirler.Gündüzleri kum ve toprak içinde gömülü olarak gizlenir,geceleri avlanmak için çıkarlar. Göz bebekleri dikeydir.Yakalandığı zaman sarımsak kokusuna benzer bir koku çıkararak ve biraz da şişerek düşmanını korkutmak için hareketlerde bulunur.Bu nedenle bazı bölgelerde ” sarımsaklı kurbağa ” diye anılıyorlar.Böyle bir durumda ayrıca kedi gibi miyavlarlar,akciğerlerini havayla doldurarak büyük görünmeye çalışırlar.Üreme zamanı suya geçtiklerinde, erkeklerin ön kol bölgesinde bulunan nasır,irileşir ve belirginleşir.Üreme hareketleri ise daha önceki bazı türlerimiz ile benzerlik gösteriyor:Erkek dişiyi kasık bölgesinden kavrar ve dişi yumurtalarını kordon halinde suya bırakır.Göl ve havuzcuklardan uzak olmayan ovalık, gevşek ve yumuşak topraklı alanları tercih ederler,1500 metrenin yukarısına kadar olan yerlerde görülme olasılıkları daha yüksektir.IUCN Red List ‘e göre LC seviyesindedirler.Türe ait birkaç güzel fotoğraf için Bayram Göçmen’i tavsiye edemeden bitiremiyoruz türümüzü,iyi farkındalıklar :

Toprak Kurbağası

-Yanlışımız,eksiğimiz için her daim ikaz mesajlarınızı bekliyoruz.-

Su Maymunu – Myocastor Coypus

sumaymunu
Kaynak
Koypu olarak da bilinen türümüz,Iğdır civarlarında ve Edirne civarlarında karşımıza çıkabilir.Kunduzlardan biraz daha küçük olan türümüz iri yapılıdır ve tembeldir.Vücudunu kaplayan kahverengimsi uzun tüyleri vardır.Kesicidişlerinin rengi portakal rengidir ve ağzı kapalı olsa dahi gözükmektedir.Vüvudunun büyüklüğüne karşın gözleri ve kulakları küçüktür.Ellerine baktığımızda maymunların,insanların ellerinin küçültülmüş hali gibi görünür ve çıplaktır.Lakin 5 parmağa sahip türümüz aynı zamanda iyi bir yüzücü olduğundan 5.parmak hariç diğer parmaklar arasında yüzücü perdeleri vardır.Aslen Güney amerikalı olan türümüz postu için Avrupa’ya getirilmiştir,istilacı bir tür olduğu için artık Meriç’te rahatlıkla görülebilmektedir.Aynı şekilde postu için Rusya’ya getirilen türler de Rusya’dan kaçıp Iğdır’a Aras Nehri’ne sığınıp orada görülen türlerimizden olmuştur.Genelde bataklıklarda yaşar.Suyun üzerindeki bitkileri ve köklerindeki soğanları tercih eder.Bu maddeleri bulamadığı takdirde küçük su solucanlarını ya da tarlalardaki meyvelere dadanır.Ömürleri genelde 2-3 yıldır,maksimum yaşama süreleriyle 10 senedir.Doğurgan hayvanlardır,yılda 3 kere gebe kalabilirler ve 5-6 yavru sahibi olurlar.Gebelikleri 4 ay sürer.Yeni doğan yavrununsa gözleri kapalı değildir.Sıcak havalara alışkın olan türümüz kışın çok soğuklarda ölürler.Bu da doğanın türün çoğalmaması için yarattığı bir dengedir.Toprak altında bulunan yuvalarında geçirirler zamanlarını gündüzleri,geceleri işlektirler.Ama kışları güneşin doğmasını beklemeye suyun yüzey,ne çıkarlar ve güneş doğana kadar kıpırtısız beklerler.Bu sırada dibine kadar sokulsak dahi tepki vermezler.Güneş çıktığındaysa karaya çıkarlar ve elleriyle yüzlerini,vücutlarını temizlerler.Yerel olarak da Iğdır’da Su İti , Edirne’de de Mutasyon Fare denir.Soyunun devamında bir tehlike yoktur,Redlist’e göre LC seviyededir.

İsterseniz ziyaret edebilirsiniz ;National Geographic

-Yanlışımız,eksiğimiz için her daim ikaz mesajlarınızı bekliyoruz.-

Sarıçam – Pinus Sylvestris

Sarıçam-Ağacı

Kaynak

Sarıçam,Avrupa’nın hemen hemen her yerinde görülebilen,diğer çamlar gibi herdem yeşil olan bir çam türü.Adında ”sarı” geçmesinin nedeni ise levhalar halinde ayrılan gövde kabuğunun tilki sarısı rengi.Narin gövdeli bir ağaçtır,dalları oldukça incedir.Yetişkinlerin boyları 40 metreyi aşabilir,dev ağaçlardan kendileri.Kozalakları mat gri-kahverengidir;konik,uçları aşağıya doğru yönelmiş,tek veya 2-3’ü bir aradadır.Tohumları grimsi siyahımsı yumurta şeklindedir.Eğer yetiştiği yer uygunsa,hızlı yetişir.Bol güneşli bölgeleri sever fakat soğuk iklime ve rüzgarlara karşı da dayanıklı bir ağaçtır.Rüzgara karşı dayanıklı olmasını da kazık köklerine borçludur.Aslen kazık köke sahip olsa da sığ topraklarda ve turbalıklarda sığ kök yapmak zorunda kalabilir.Polenlerini Mayıs ayında döker.Nemi çok düşük olan iklimlerde ve kuru topraklarda ise gelişemez.Ona rahatsızlık veren böcek ve mantar sayısı bir hayli çok.Ülkemizde Kuzey Anadolu dolaylarında dağılım gösterse de Orta ve Doğu Anadolu’da da görülebilir.Ekonomik değerine gelirsek eğer;Sarıçam odunu günümüzde kullanılan en değerli kerestedir.Odunu oldukça dayanıklı ve reçinelidir.Odunu çok kolay işlenir;boya,cila ve tutkalı kolay emer ve iyi çivi tutar.Durum böyle olunca da sarıçam yapı malzemesi;kapı, pencere, tavan ve taban kaplaması olmak üzere mobilyacılık ve oymacılıkta kullanılır.Daha detaylı bilgi almak isteyenleri :
Ağaçlar – Sarıçam
sitesine yönlendiriyoruz.Bu güzel ağacımı ile birlikte,iyi farkındalıklar.

-Yanlışımız,eksiğimiz için her daim ikaz mesajlarınızı bekliyoruz.-

Sıraz Balığı – Capoeta Pestai

Capoeta_pestai_1
Kaynak

Bizim ülkemize özgü bir türümüz,Sıraz Balığı.Siraz balığı ya da Eğirdir siraz balığı olarak da duyabileceğiniz bir tür kendisi.İlk olarak,kendi doğasında olmadığı bir fotoğraf koyduğumuz için biz de çok rahatsızlık duyuyoruz fakat doğasında çekilmiş bir fotoğraf bulamadığımızdan bu fotoğrafı koymak durumunda kaldık.Vücutları uzun yapılı ve incedir,küçük pullarla örtülüdür.At nalı şeklinde ağızları çevresinde etli ve iyi gelişmiş dudakları ve bir çift bıyıkları bulunur.Vücut rengi karın bölgesinde sarımsı beyaz, başın üstünde, sırtta ve yan tarafta ise kahverengi esmerdir.Doğal yaşam alanı tatlı su gölleridir,Eğirdir ve Beyşehir göllerinde yaşarlar.En fazla 40 santima kadar çıkabilirler,4 yaşında üreme olgunluğuna erişirler.Üreme dönemleri ise Nisan,Mayıs,Haziran ve Temmuz aylarıdır.1950 yılında Eğirdir ve Beyşehir Göllerinde başlatılan yanlış balıklandırma çalışmaları nedeni ile nesilleri tehdit altına girmiştir.Bu çalışma kapsamında göle bırakılan sudak, gümüş ve kadife balıkları baskın tür koltuğuna oturmuşlardır.2003-2005 yılları arasında yapılan çalışmalarda göl içinde görülmedikleri,balıkların kendilerini daha rahat yaşam ortamı olarak dere yataklarını seçerek burada yaşamlarını devam ettirdikleri tesbit edilmiştir.IUCN Red List’e göre tehtide yakın (NT, Near Threatened) türler arasında yer alır,Önemli Doğal Alanları kriterine göre de ciddi tehlikeye girmiş, Kritik (CR, crticalli endangered) türler arasındadır.Sessiz sakin kaybolup giden türlerimiz ile,iyi farkındalıklar.

-Yanlışımız,eksiğimiz için her daim ikaz mesajlarınızı bekliyoruz.-

Kızılgerdan – Erithacus Rubecula

kızılgerdanKaynak

Şöyle dikkatli baktığımızda rahatlıkla görebileceğimiz türümüzle birlikteyiz.İsmi Kızıl Gerdan.Sesi de kendini ayırt ettirir cinsten.Sırtı yeşille kahverengi arasında bir renk,yüzü ve gerdanıysa kızılımsı turuncu,gerdanının çevresi de maviyle gri arsında bir ton.Küçük bir kuşumuz.Ağaçlıklarda,ormanlarda ve bahçelerde rahatça rast gelebiliriz.Genel olarak yerleşik bir türümüz olsa da soğuktan etkileneceğini düşünen doğurgan dişilerimizin bazıları kışın Afrika’ya doğru göçerler.böceklerle beslenirler.Evlerine gelince,çoğu zaman ağaç kavukları,kaya çatlakları,oyuklar ve deliklerde karşımıza çıksa da,tüketime karşı bir savunma geliştirip sokağa atılan ayakkabı,çaydanlık gibi gereçleri kendilerine yuva edinirler altlarına yaprak taşıyarak.Ve hani hep söylenir ya ‘yuvayı dişi kuş yapar’ diye,işte bu türümüz tam bu söyleme layık,yuva yapımında erkeklerden yardım istemez.Senede 4-6 arsında yumurta verirler.Yılda iki kez kuluçkaya yatarlar desek de 3 kez veya 4 kez yattıkları da gözlenmiştir.Yerinde duramayan türümüz,kuyruğunu dikleştirerek atikliğine atiklik katar.Erkek kızılgerdanlarsa kendi gölgelerine giren diğer kızılgerdanlarla ciddi dövüşler içine girerler ve bu kavga yüksek ihtimalle kayıpla sonuçlanır.Kızılgerdanlarda da diğer türlerin çoğunda da olduğu gibi bölge önemlidir,çünkü bölge yemek demektir.Yemek olmadan güçsüz kalacaklarını bilen kuşlarımız savaşı yeğlerler ve rakibin üzerine abanıp gözünü oymaya çalışırlar..Bu türün kayıplarının yüzde 10’u bu yüzdendir.Garip özelliklerinden bir diğeri de anaçlıklarıdır.Hatta o kadar sahiplenirler ki anneliği,diğer türlerin yavrularını bile besledikleri görülmüştür.Açıkçası bizi en çok etkileyen özelliği de yumurtalarının rengi.Çünkü yumurtalarının renginin kendine has bir mavi tonu var.Bu yumurtalara doğal paskalya desek de yeridir o vakit.yumurtaİnsanlarla geçimi de kolay olan türümüz bahçesi olan ve bahçesiyle ilgilenen insanları çok sever.İnsan kazar bu tür de solucanları toplar.Redlist‘e göre LC seviyesindedir.Kimi yörelerde ismini Kınalı,Kanlı Mustafa,Çipi,Cennetika,Bibercik ya da Nar Bülbülü olarak da duyabiliriz.
İkinci fotoğraf için kaynağımızsa : Şehirde Yaban

Dilerseneniz RSPB ‘ ye girebilir,biraz daha inceleyebilirsiniz

Daha fazla fotoğraf içinse ; Süleyman Uçar ‘ ı ziyaret edebilirsiniz.

-Yanlışımız,eksiğimiz için her daim ikaz mesajlarınızı bekliyoruz.-

Kum zambağı – Pancratium Maritimum

pancratium_maritimum-1large

Kaynak

Kıyı kumullarını evi olarak benimsemiş türümüz,Kum Zambağı.Bazı yerlerde ”Lara Zambağı” olarak da geçer.Cins adı pancratium,Yunanca “bütün hep” demek olan pan sözcüğü ile “güçlü” demek olan cratys sözcüklerinin birliştirilmesi ile oluşmuştur.Cins adındaki ”güçlü” sıfatına yakışır bir biçimde tıbbi açıdan çok önemli bitkilerdir;Arizona Eyalet Üniversitesi Kanser Araştırma Enstitüsü’nde yapılan bir araştırmada kanser tedavisinde etkili bir madde olan Pancratistain’in; Kum Zambağı’da bulunduğu tespit edilmiştir.Bu cinse ait türlerden ülkemizde doğal olarak yetişen sadece Kum Zambağı vardır.Denize birkaç metre uzaklıkta olan bölgeleri seçerler genellikle.10-15 santim boylarındadır.Dipten çıkan uzun mızrağı andıran 30-40 santim boyuna ulaşabilen yapraklarını kışın dökmez.Çok yıllık bir bitkidir.Bütün yıl plaj kumlarının altında beklerler ve yaz ortasında çok hızlı bir gelişmeyle çiçeklerini açarlar. Ağustos-Ekim ayları çiçeklenme aylarıdır,çok hoş kokuludurlar belirtmek gerekir.Tozlaşmalarında pervane böceklerinden,yayılma konusunda ise denizden yardım alır;iri siyah tohumlarını sürükleyerek yeni koloniler oluşmasına yardımcı olur denizler.Tüm Akdeniz ülkelerinde ve Karadenizin güney kıyılarında yetişir.Türün nesli maalesef ciddi bir tehlike altındadır.Türkiye’de bulunan zambakların ülke dışına çıkarılması suçtur.Kum zambağı için en önemli tehditi; yapılaşma, kıyı bölgelerinde hızla ilerleyen yazlık evler, sahillerin plaj olarak kullanılması, evleri süslemek amaçlı koparılması, soğanlarının toplaması oluşturuyor.Bu türün önemini ve yok oluşunun sessizliği hisseden insan sayısı sevindirici derece çok.Kum Zambağı’nın farkına varılması için medyanın emeği büyük bu konuda,buyrunuz birkaçına göz gezdiriniz:

Sakin Kentin Kum Zambakları Yaşayacak

Kum Zambağı İçin Harekete Geçtiler

Kum Zambağı tükenmesin, kıyılarımız zambaksız kalmasın

Bunların yanında bakanlığın bir tür izleme projesi de varmış Kum Zambakları için,göz atmak isteyen:

Kum Zambakları Tür İzleme Projesi

Son olarak iki farklı ilimizde yapılan,bilinçlendirme amacı güden iki festivalle karşılaştık:Kilyos ve Bartın Kum Zambağı Festivali.Kilyos’a gidenler festival afişleri için gözünü dört açabilir,geçen Ağustos’un afişleri dört bir yanda asılı hala.Festivaller ilginizi çektiyse buraya alalım :

Kum Zambağı Festivali Başlıyor

3. Kilyos Kum Zambakları Festivali Başladı

Sahillerimizi yıllarca daha güzel kokulara boğmasını dilediğimiz türümüz ile,iyi farkındalıklar.

-Yanlışımız,eksiğimiz için her daim ikaz mesajlarınızı bekliyoruz.-

Zümrüt – Callophrys rubi

1252982

Kaynak

Bugünkü türümüz renkleri ile bizi büyüleyen,Zümrüt.Erkek ve dişilerin tamamında kanat üstleri kahverengi,kanat yüzeyleri yeşil renktedir.1.5 santim boylarındadırlar.Nisan,Mayıs,Haziran,Temmuz ayları onları görmek için gözünüzü dört açın,neredeyse Türkiye’nin her yerinde görülebilirler.0-2500 metre arası yükseklikleri tercih ederler genellikle.Zümrüt kelebeği de,kendi vücut ısısını düzenlemek için güneş ışığını kullanır.Baklagiller çevresinde gezinmeyi severler.Her sene bir jenerasyon ürer,yetişkinler Nisan’ın ortalarında ortaya çıkmaya başlarlar.Dişiler yumurtaları ağaç filizlerine koyarlar,bir hafta sonra yumurtalar çatlar ve tırtıllar bu bitki ile beslenmeye başlar.Ve nihayetinde kelebek olma evresine geçiş olan pupa oluşturma vakti gelir.Pupalar karıncalar tarafından duyulabilen gıcırtılar oluşturur,bu sayede karıncalar pupaların yerini öğrenebilirler.Pupaların karıncalar tarafından gömüldüğüne inanılsa da bu ilişki arasında kesin bir bilgi yoktur.Pupalar baharda kelebek olarak kanat çırpmaya başlarlar.Tür ile ilgili daha fazla fotoğraf görmek isteyenlerimiz için :

Callophrys rubi – UK butterflies

-Yanlışımız,eksiğimiz için her daim ikaz mesajlarınızı bekliyoruz.-