Kahverengi Bahçe Salyangozu -Helix Aspersa

Common_snail
Fotoğraf:Wikipedia

Hazır yağmurlar da yüzünü göstermeye başlamışken,her türlü alanda karşımıza çıkıyor salyangozlar.Onlardan biri de ‘Kahverengi bahçe salyangozu’.Maalesef salyangoz türü ile ilgili ilaçlamadan başka bir şey bulamıyor insan türkçe kaynaklarda.Yabancı kaynaklardan yardım aldık biz de.Çok yaygın bir salyangoz türüdür kendisi,zaten hemen hemen hepimiz karşılaşmışızdır bir kereliğine de olsa.Kahverengi ve sarı tonlarındadır kabuğu,üzerinde koyu renkte şeritler bulundurur bu da onlara lekeli bir görüntü kazandırır.Genellikle gece hareketlenen bir türdür,yağmurdan sonra tüm gün dışarda olurlar.”Kaslı ayak ” diyebileceğimiz bir sistem ile hareket ederler.Mukusu bu ayak dediğimiz yapılar salgılar.Bitki üzerindeki bir çeşit maddeyi yedikleri için bahçeler için pek yararlı olmayabilirler.Yuva içgüdüleri yüksektir,büyük gruplar halinde taş altları ya da benzer yapılara dönerler.Kış uykusuna da buna benzer yerlerde yatarlar.Hermafrodittirler,yani hem erkek hem dişi organlarına sahiptirler.Bu nedenle kendi kendilerini dölleyebilirler.Üreme yaz başlarında olur,çiftleşme öncesi kur yapma evresi mevcuttur bu türde de.Çiftler birbirlerini antenleriyle okşarlar,bir süre okşadıktan sonra mukus kaplı bir dikenle-aşk dartı yazmış bir site biz de beğendik- partnerlerinin derisini delerler.Bu aşk dartının işlevi tam olarak bilinmemektedir,ama spermin aktif kalma süresini arttırıyor olabileceği yönündeki görüşler ağır basıyor.Daha sonra,iki bireyde penislerini aynı anda partnerlerinin vücuduna sokarlar.Salyangozlar ayrılır,spermler yumurtalar olgunlaşıncaya kadar depo edilir.Yumurtaları da dölledikten sonra onları koymak için çukur kazarlar.Yavruların hassas,saydam kabukları vardır.Bahçe salyangozunu da yemek olarak tüketen yerler bulunmakta,örnek olarak İngiltere’de salyangoz yetiştiriciliği gün güne gelişen ve değer kazanan bir sektör.Henüz tehdit altında değiller ama,durum bu olunca gelecekleri ne kadar parlak gözüküyor bilemiyoruz.Bu yazımızda ve genelde çoğu yazımızda emeği çok,referansı bol site :Arkive
İngilizceniz varsa yan sekmenizden eksik etmemeniz gerken bir kaynak.İlk yumuşakçamız ile,iyi farkındalıklar.

-Yanlışımız,eksiğimiz için her daim ikaz mesajlarınızı bekliyoruz-

Lekeli Semender – Salamandra infraimmaculata

2618371875_cfd1c5d7b3
Fotoğraf : Shai Pilosof

Eskiden Avrupa lekeli semenderinin -Salamandra salamandra- alt türü olarak geçen türümüz,artık ayrı bir tür olarak sınıflandırılıyor.Türk semenderi adı ile de karşılaşabilirsiniz,bu isim de kullanılıyor onun için.Doğu karadeniz,doğu anadolu bölgelerinde daha sık rastlayabilirsiniz onlara.Su dolayları,kayalık alanlar onlarla karşılaşmak için ideal bölgeler.Dişi bireyler genellikle erkek bireylerden daha büyüktür.Derileri parlak siyahtır,üzerinde sarı,açık turuncu kimi zamanda kırmızımsı benekler bulundurur.Gündüzleri gizlenir,geceleri aktif hale gelirler.Üreme dönemleri kış mevsimi boyunca sürer,baharın erken aylarına kadar devam eder.Üreme dönemlerinde erkekler koklaya koklaya bulurlar dişinin yolunu.Ve dişiyi öyle kolay elde edemezler,bir kur safhaları vardır;bu kuru da kucaklaşma şeklinde yaparlar.İlk adımı da erkek atar burada;erkek dişinin altına girerek ön bacakları ile dişiyi kavrar.Ee tabi ki bu kadar basit değil,bir müddet de sırtında taşıması gerekir.Döllenmiş yumurtalar 10 aylık bir sürede gelişimlerini tamamlayabilirler.Yumurtalar gelişimini tamamladıktan sonra,dişiler yumurtalarını derin olmayan sulara bırakırlar.Gençler yaşı daha ileri bireylere nazaran daha az sayıda larva ürtebilir.Larvalar büyük ölçülerdedir,boyutları 2,5-4 santimetre arasında değişebilir.Yavrular etçil beslenirler,kabuklular ile böcekler yemek listelerini oluşturur.Larva dönemleri 2 ile 3 ay sürer,sonbaharın ilk aylarında sudan çıkmaya başlarlar.IUCN Red List’e göre NT seviyesinde bulunurlar.Red List’in sitesinden daha detaylı bilgi almak için yönlendirilmek isteyenlere :

IUCN Red List – Salamandra infraimmaculata

Lekeli semenderi tanıtmak amacı ile yapılmış,bizim çok hoşumuza giden bir afiş de gördük Türk Herptil’de.Tasarımını Filiz Kemaloğlu üstlenmiş.Ellerine sağlık diyor,linki paylaşıyoruz.

Lekeli Semender Afiş

Daha detaylı bilgi isteyenler ve ingilizce de olsa kaynak sorun olmaz benim diyenlere güzel bir kaynak önerebiliriz : Amphibia Web

Bu tür ile ilgili birbirinden güzel daha fazla fotoğraf için :

Bayram Göçmen-Lekeli Semender

ilk amfibimiz ile,iyi farkındalıklar

-Yanlışımız,eksiğimiz için her daim ikaz mesajlarınızı bekliyoruz-

Akdeniz Defnesi – Laurus nobilis

6ee1c558a2ab4d46bf0b9f17f7404160
Fotoğraf : grupağaç.com.tr

Her mevsim yeşil kalabilen,güzel mi güzel kokulu,şifalı mı şifalı bir ağaç türü;defne.Yemeklere tat,insanlara şifa vermek konusunda eskiden günümüze ün salmış bir bitki kendisi.Genellikle 2-6 metre boyları arasında seyretse de 10 metrelik bir defne görürseniz şaşırmayın.Gövdesinin alt kısmı griye daha yakındır,yukarılara çıktıkça yeşile kayar rengi.Sık dallı bir bitkidir.Çift evciklidirler;yani cinsiyetli bitkilerdir.Bazılarında sadece polen üretimi olur,yumurta üretimi olmaz;bazılarında sadece yumurta üretimi olur,polen üretmez.Yaprak bitleri ile aralarında ciddi bir düşmanlık vardır.Eski yıllarda,Anadolu ‘ da baş ve karın ağrısı,karaciğer ve böbrek hastalıklarına karşı ilaç niyetine kullanılmıştır defne.Şimdi ise şifalı ot olarak daha çok romatizma ve kulak ağrıları için satılan defne otunu birçok yerden temin edebilirsiniz.Eski yunan mitolojisinde,ölümsüzlüğü simgelemiştir dört mevsim yeşil kalmasından ötürü ve Apollon’a atanmıştır;modern olimpiyatların temeli olan pit üzeri yarışlarda defne yapraklı taç verilmesinin nedeni de bu yarışların Apollon adına yapılmasıdır zaten.Alimlere,bilginlere defne yapraklı taç takılmasının kaynağı da buna dayanır.Delfi’deki kahinler Apollon’un kehanet özelliklerine elde edebilmek için kehanette bulunmadan önce defne yaprakları çiğnerlerdi.Orta çağa gelinince,defne figürü biraz değişime uğradı ama önemini yitirmedi.Bu dönemde de alimlere defneden taç giydirme etkinliği devam etmiştir,sadece ortam üniversite olarak değişmiştir.Tıp okullarında da doktorların giydikleri taçlar defne yapraklarından oluşur,hatta defne o kadar içselleşmiş ki kavramlarıyla Fransızca’da lise diploması olarak kullanılan ‘ baccalaureat ‘ defne yaprağı anlamına gelmekte.Bir de lezzet boyutuna da parmak atmış defne.Balığın ayrılmayan ikilisi haline gelmiş bir ot artık defne,Avrupa’da ise kurutularak salçaların içine katılırmış.Gelgelelim işin endüstriyel boyutuna.Meyvelerinden elde edilen defne yağı sabun üretimi ve kozmetik sanayi için önemli bir hammaddedir.Ekstra kaynaklara gelirsek,Çevre ve Ormancılık bakanlığının hazırladığı bir el kitabı karşımıza çıktı defne ile ilgili,onu da paylaşalım sizinle :

Defne El Kitabı

Şifalı bitkimiz ile,iyi farkındalıklar bizimle olsun.

-Yanlışımız,eksiğimiz için her daim ikaz mesajlarınızı bekliyoruz-

Yeşil Deniz Kaplumbağası – Chelonia mydas

Chelonia_mydas_is_going_for_the_air_edit
Fotoğraf:Wikipedia

Yaklaşık 95 milyon yıldır Dünya üzerinde varlıklarını devam ettiren,buraların eski topraklarından denebilecek canlılar deniz kaplumbağaları.Bugün onların üyelerinden biri olan,yeşil deniz kaplumbağası ile farkındalık katmak istedik günümüze.Ebat olarak sert kabuklu kaplumbağalar arasında en büyükleridir.Boyları 1-1,5 metre uzunluğuna kiloları 200 kilogram dolaylarına kadar yükseliş gösterebilir.Derilerinin yeşil olmasından dolayı bu adı almışlar,derilerinin yeşil olmasının nedeni ise yetişkin bireylerin beslendiği algler;beslendikleri algler derilerindeki yağ dokusunun yeşil renk almasına neden olur.Vücutları üzerinde açıklı-koyulu düzensiz renkler bulunur.Yumurtlama zamanı karaya çıkarlar.100-200 arasında yumurta bırakabilirler.Yumurtalarının talibi çok olduğundan kazdığı yaklaşık 30-60 cm derinliğindeki çukurlara yumurtlarlar.Yaklaşık 2 aylık bir süre sonunda yavrular yumurtalarından çıkarlar.Ve onlar için ilk büyük sınav da böylelikle başlamış olur:denize ulaşma yarışı.Yavruların denize ulaşabilmeleri için karanlık çok önemli,çevrede bulunan bir ışık yavruların ışığa doğru ilerlemeye çalışıp ölmelerine neden olabiliyor.Diyelim ki ışık yok,yine de çevredeki etçillere dikkat etmek durumundalar.Suya varınca da rahatlamış sayılmazlar,onların yolunu gözleyen balıklar da yok değil.Yavru iken küçük deniz canlıları ile beslenirler,yani etçildirler.Büyüdükçe et yemekten vazgeçip otçulluğa geçiş yaparlar.Sürüngenlerin çoğu gibi kaplumbağalarda da cinsiyet hormonu yoktur.Cinsiyeti ortam sıcaklığı belirler.Sıcaklık 26 C civarında ise hepsi erkek,29 C civarında ise erkek-dişi olasılığı eşit,32 C civarında hepsi dişi olur.Türkiye’de özellikle Doğu Akdeniz sahilinde görülürler.Tür için detaylı bilgiyi
TürkHeptil‘den yararlanarak öğrenebilirsiniz.’Türkiye’de deniz kaplumbağaları ile ilgili çalışan,emek sarfeden,kafa yoran birileri yok mu’ diyorsanız deniz kaplumbağaları ve koruma çalışmaları adına büyük emek veren DEKAMER ile tanıştıralım sizi.Neler yapıyorlar-yapmışlar,deniz kaplumbağalarının Türkiye’deki durumu ve tür ile ilgili detaylı bilgileri orada bulabilirsiniz : DEKAMER

Bazı bölgelerde eti yendiğinden özellikle çorba olarak tüketildiği için – Meksika ve Teksas’da – ‘çorba kaplumbağası’ da denir.Bu durum sayılarında ciddi bir azalışa neden olmuştur. IUCN ‘ ye göre nesli tehlikede türler arasından bulunur.Bu nedenle yapılan koruma çalışmaları büyük önem taşır.Red List’in sitesinden dünyadaki sayısı ve durumu ile ilgili iç karartıcı bilgilerin hepsini bulabilirsiniz : IUCN Red List – Chelonia mydas

Koruma çalışmalarının önemi de demişken,Türkiye’de yapılan birkaç kurtarma haberi de mevcut tabi :

Yeşil Deniz Kaplumbağası kurtarıldı

Samandağ sahilinde yuvadan çıkan yeşil deniz kaplumbağalarının yolculuğu başladı.

Yeşil deniz kaplumbağalarının son yavruları denizle buluştu

WWF in de bu projede tuzu bulunuyor tabiki.Deniz kaplumbağalarının önemi,neden yok oluyorlar gibi soruların detaylı cevapları için onlara danışmadan edemedik :

WWF -Deniz Kaplumbağaları

Değerinin ve öneminin anlaşılması için çok fazla zaman bulunmayan bir tür yeşil deniz kaplumbağaları.Bu süreci en kısa zamanda bitirmek dileği ile,iyi farkındalıklar.

-Yanlışımız,eksiğimiz için her daim ikaz mesajlarınızı bekliyoruz-

Tırtak – Delphinus delphis

3291188275_066f021b2c

Sularımızın memelilerine de ses verelim dedik bu gece.Bayağı yunus olarak da bilinir ama biz tırtak adını daha çok sevdik.Türkiye’nin bütün denizlerinde görülür.Boyları 1.70 ile 2.40 arasında değişir,kiloları ise 75-80 kg civarında seyreder ama 2 metre civarında bir tırtak 100 kilo dolaylarına da çıkabilir.Hamsi,istavrit,sardalya,mürekkep balığı gibi balıkları yemeği severler.280 metre gibi devasa bir derinliğe kadar dalabilir,8 dakikaya yakın bir süre de suyun altında kalabilirler.Çok hızlı bir yunus türüdür,gemilerle yarışmayı da sever.Gemilerin önünde oluşan o dalgalarda zıplarken görebilirsiniz onları.Diğer akrabaları gibi çok gelişmiş bir sosyal sistemin içinde yaşarlar.10-15 adetten oluşan sürüler kurabildikleri gibi 1.000 üyeli sürüler de kurabilirler.Bazen de aynı aileden oldukları çizgili yunuslarla karışık sürüler oluştururlar.Birbirleri ile çok yakın ilişki kuran bir aileden geldiklerini kanıtlar nitelikte;hasta bir yunusun diğer arkadaşları tarafından nefes alması için su üzerine çıkarıldığı rivayeti de kulağımıza geldi.Temmuz-ocak arası çiftleşirler,gebelik süresi 10-11 aydır.Doğumlarında ise ayrı bir işbirliği görürüz.Bir yunus doğum yaparken diğerleri onu yırtıcılardan korumak adına etrafında daireler çizerler.Yavru yunusların önce kuyrukları çıkar bunun nedeni de 2 saat süren doğum sırasında yavruların boğulmamasıdır.Gecenin sempatik türü ile,iyi farkındalıklar.

-Yanlışımız,eksiğimiz için her daim ikaz mesajlarınızı bekliyoruz-

Anadolu Sincabı – Sciurus anomalus

1aKwKOUWs2_

Kafkas sincabı ya da İran sincabı olarak da geçen kemirgenimiz,ağaçlarda yaşayan bir tür.Ailesinin yakın üyelerinden kızıl sincaptan daha iri bir yapıya sahip.Büyüklüğüne bakmanıza gerek yok aslen kızıl sincap ile ayırt etmek için.Anadolu sincabının sırtında bulunan gri-siyah tonlarında koyuluk kızıl sincapta görülmez,bu da işimizi epey kolaylaştırıyor elbet.Ormanlarda,bağ-bahçelerde,açık alanlarda görebileceğimiz bir tür Anadolu Sincabı.Daha çok çam türlerine yakın yerleri tercih etseler de,yapraklarını döken ağaçların özellikle kayınların yetiştiği yerlerde,bahçe ve parklarda da görülebilirler.Genel olarak yükseltisi orta seviyelerde olan ormanlarda görülürler ama istisnai de olsa 2000 metre yüksekliğinde de karşılaşabilirsiniz.Gündüz erken saatte güne başlarlar,çok sıcak günlerde ise öğle uykusuna çekilebilirler.Kış aylarında aktivitelerinde azalma gözlenir.Dalların arası,ağaç kovukları favori yuva yerleri olsa da yırtıcıların eski yuvalarını da sahiplenebilirler.Elma,armut,şeftali gibi meyveleri severek yediklerinden meyve bahçesi sahipleriyle araları pek iyi değildir.Çamgillerin kozalaklarını ve kuş yumurtasını,kuş yavrusunu,yulafı,ayçiçeğini de tüketebilirler.Kozalak,tohum gibi besin maddelerini,kışın yemek için toprak içine gömerler ya da ağaç kovuklarına saklarlar.Böylece ağaçların tohumlarını yaymada önemli yardımcılarındandır.IUCN kırmızı listesinde LC – asgari endişe – olarak bulunsa da Türkiye’de postları için avlandıklarından nesilleri gün geçtikçe azalmaktadır ve korunması gereken türlerden biri konumuna gelmişlerdir.Daha bilimsel veri isteyenlere,Anadolu sincabı’nı daha yakından tanımak adına yazılmış iki adet çalışmayı aşağıda bulabilirsiniz.

http://earsiv.kastamonu.edu.tr/jspui/bitstream/1/286/1/Sincap.pdf

http://www3.dpu.edu.tr/akademik/fbe/wp-content/uploads/2011/08/sayi2pdf.pdf

Tür ile ilgili biraz daha fotoğraf yok mu diyenlere :

http://www.bayramgocmen.com/album/index.php?/category/189

-Yanlışımız,eksiğimiz için her daim ikaz mesajlarınızı bekliyoruz-

Kum Kekliği – Ammoperdix griseogularis

griseogularis1

Türkiye’nin güney doğu bölgesine gidiyoruz bu tür ile karşılaşabilmek için.Bu toprakların yerel türlerinden Kum Kekliği.Birçok yerel ismi bulunuyor bu nedenle:Çöl Kekliği, Bayağı Kum Kekliği, Jet Keklik, Susik.Tombul kuşlardır,Türkiye’de avcıların tercih listesinde üst sıralarda yer alırlar.Dişileri erkeklerinden daha soluk renklerdedir,birbirlerinden kolay ayrılır bu nedenle.Gençleri yetişkinlerden ayırmak dişi-erkek ayrımı yapmaktan daha zordur,yetişkinlere oldukça benzerler.Fakat baş kısımdaki tüy desenlerine bakarak anlayabilirsiniz yetişkin-genç birey farkını;deseni daha az belli olan genç bireydir.Dağ çöllerinde,kayalık yamaçlarda,vadilerde ve kıraç arazilerde yaşamını sürdürür,bazen 2000 metrelerde bile görülebilirler.Omnivor bir türdür,yani et-ot ayırımı yapmadan ne bulursa yer kekliğimiz.Bitki tohumları,bitkilerin yeşil kısımları,karıncalar,kın kanatlılar,sinekler güzel bir yemeğin habercisidir onlar için.Kuluçka dönemlerine ait kesin bir kayıt alınamadığından bir bilgi bulunamamaktadır.Üreme döneminde küçük sürüler oluştursalar da çiftler halinde yaşamak tercihleridir.Bir defada 6 ila 10 arası yumurta bırakabilir.Yuvalarını zemini kazıyarak yaparlar.Kazıma işlemi bitince bitki parçaları ile yuvalarını kaplarlar.IUCN ölçütlerine göre yaklaşık olarak 2000-4100 bireylik geniş bir popülasyona sahiptir. Yaygın bulunan türler (LC: Least Concern) kategorisinde yer alır -umuyoruz orada da kalır-.Rahatsız ettiğiniz takdirde uçmaktan çok hızlı bir şekilde koşmayı tercih ederler.Eğer rahatsız eden canlı çok ısrarcıysa kısa süreli uçuşlar yaparak kaçma yolunu denerler.Havalandıklarında ıslık sesine benzer kendine özgü olan bir ses çıkartır.Aynı alanda bulunduğunuz takdirde,kendinden önce sesi ile tanışırsınız muhtemelen.Avcılığın türün geleceğini etkilememesini umarak sonlandırıyoruz bu türü.Red list kaynağı ile türün dağılımı,mevcut sayısı ile ilgili gelişmelerden haberdar olmak istiyorum diyenlere :

http://www.iucnredlist.org/details/summary/100600130/0

Kum kekliği ile,güne iyi farkındalıklar

-Yanlışımız,eksiğimiz için her daim ikaz mesajlarınızı bekliyoruz-

Kazdağı Göknarı – A. nordmanniana subsp. equi-trojani

tumblr_inline_mvw48eYEje1sql4sk
Doğum yeri Batı Anadolu’daki Kazdağı olan bu göknar bizden biri,endemik türlerimizden.Adını Çanakkale yakınlarındaki ünlü Truva kentinden alıyor.İda Dağı desek de yanlış olmaz aslında.Mitolojide Odysseus’un Truva atını göknar ağacından yaptığı söylenir.1883 yılında keşfedilmiş ayrı bir tür olduğu,diğer göknarlara epey benzediğinden.

Kazdağı Göknarı’nın tomurcukları az reçinelidir.15-20 cm boyunda kozalağının olduğu göz önünde bulundurulunca yere düşen kozalaklar oradan altın madeni çıkartmaya çalışan şirketlere güzel bir savunma silahı olabilir elbette,bir de şu sıra gündemde ‘oraya bir de HES mi yapsak?’ gibi düşünceler cirit atıyor.Kazdağı Göknarı,Kazdağı’nın 800 metrenin üzerinde saf olarak bulunuyor yahut çoğunlukla Karaçam ve Doğu Kayınıyla karışık ormanlar oluşturuyor.Büyümesi kardeş tür diğer göknarlardan daha hızlı ve bu tür ışığa daha dayanıklı.

Bize kazandırdığı oksijenin dışında romatizmadan tutun mide ağrısına kadar birçok sağlık sorununda da epey etkili.Üstelik gelişen koşuşturmacamız içinde halsizliğe çözüm ararken de danışılabilecek bir dost gibi,ağacın kullanılacak bölgesini kesiyoruz şeker ile reçel kıvamına gelinceye dek kaynatırıyoruz ve günde 3-4 bardağı geçmeyecek şekilde tüketiyoruz.Artık daha dinç hissetiğinizi hissediyordur göknar.Ayrıca böbrektaşlarının dökümü için de yardımcı olabilir bize.İnce ufalanmış köknar kabuklarının da yünü siyaha boyamak için kullanıldığını unutmamak gerekir.

tumblr_inline_mvw4nfpPVd1sql4sk

Eh huzur yeşili denir ya yaz kış rengini yitirmeyene.öyle işte bu ağaç.Boyları epey uzun,30 metreye kadar boylanabiliyor ve kozalakları çamlardan alışkın olduğumuz gibi aşağı bakmıyor,dalların üzerinde otururcasına duruyor.Kökleri kuvvetlidir,fırsat bulursanız nemli bir ortamda kitap okumaya,bir de ‘ben üşümem’ derseniz ideal bir yaslanmalık olabilir.Yarı gölge ortamları severler,yaz aylarında dahi bizim tersimize yağışlı ve serin olmasını isterler.”Kazdağı’nın üstü altın’dan daha değerlidir.” diyen insanlara destek olmak amacıyla,aynı tümceyi nice insanlara duyurmak maksadıyla,göknarların çağrısını dikkate alanlar Doğa Derneği,Atlas Dergisi,Buğday Derneği,Açık Radyo,İz Tv gibi kuruluşların da desteğiyle 27 Ekim 2007’de Kazdağı’na Sadakat yolculuğu yaptı.Oradaki insanların da oradaki göknarlara verdikleri değer bu yıl 11.si düzenlenen Karadenizliler Kazdağı Şenlikleri’ni devam ettirmelerinden anlaşılıyor olmalı.

http://kazdagikoruma.blogspot.com/2007_10_01_archive.html

http://www.kesfetmekicinbak.com/son-hazine/3559n.aspx?Page=4

-Yanlışımız,eksiğimiz için her daim ikaz mesajlarınızı bekliyoruz-

Kars Kertenkelesi – Lacerta Agilis

kars-kertenkelesi-cevik-kertenkele-10504

Ailemizin ilk sürüngeni kars kertenkelesi ya da çevik kertenkele olarak da bilinen kertenkele.Vücut boyu 25 santimetreye kadar çıkabiliyor,diğer kertenkele akrabalarından daha büyük bir tür.Kahverengi ağırlıklı olanlar genç bireylerdir,renkleri yeşil rengine döner zaman geçtikçe.Hele üreme dönemine girdiler mi,erkeklerin yeşilleri daha canlı bir hal alır.’Büyüğünü küçüğünü ayırt ederim ben de,dişisini erkeğini anlama şansım var mı? ‘ sorusuna da şu şekilde yanıt verelim.Karın bölgelerine bakıldığında erkek bireylerin yeşilimsi ve koyu renkli olduğu,dişi bireylerin ise beneksiz ve beyaz-krem arası bir renkte olduğu görülür,ve cinsiyet belirleme de o an hemen yapılır.Üzerinden bakarak rahatsız etmeden nasıl anlarım diyorsanız;eğer iki bireyi yan yana gördüyseniz sırtındaki benekleri daha belirgin olana dişi birey diyebilirsiniz.Üremeyi Mayıs ayı içinde gerçekleştirirler.Bir dişi tek seferde 6 ile 20 arasında yumurta bırakabilir.Ektotermik-vücut ısılarını kendi dolaşım sistemleri ile üretemeyen,dış ortamdan sağlayan- canlılardır,güneşe bağlılıkları bundandır.Bu nedenle sıcak havalarda daha hareketli olurlar,bu enerjilerini de tabi ki yemek aramak ve çiftleşmek için harcarlar.Geceleri yuvalarına çekilirler,geceyi inaktif bir şekilde geçirirler.Aşırı sıcak günlerde de yuvalarından çıkmayıp,gece girdikleri inaktif modlarını tüm güne yayabilirler.Kasım-Nisan arasında kış uykusuna yatarlar.Türün devamlılığını engelleyen en önemli neden,aslında doğal hayatın hepsini etkileyen en önemli nedenlerden olan;yaşam alanlarını kaybetmesi.Yapılan her türlü talandan kendi akrabaları için büyük bizim için ise küçük türümüz de muzdarip.İlk sürüngenimizi de eklediğimize göre,farkındalıklarımızın devamını dilerim.

-Yanlışımız,eksiğimiz için her daim ikaz mesajlarınızı bekliyoruz-

Lahoz – Epinephelus Aeneus

oceanos00671qw9eq4
Lahoz ya da diğer bilinen adları ile grida ya da lagos balığı denizlerimizin büyük balıklarından.Orfoz ile aynı aileden ,Hani familyasından, geliyor.Bu civarda Akdeniz’ve Ege’de yaşamını sürdüren bir tür,Dünya’ya açılacak olursak Atlas Okyanusu’nun doğu kısımlarında da görebiliriz onları.120 cm büyüklüğüne 20 kilo dolaylarına kadar yükselebilir.Fazla derinlere inmeden,kayalık yerlerde rastlayabilirsiniz lahozlara.Kaya oyuklarını avlanacakları zaman saklanacakları siperler gibi kullanırlar,siperlerin içinde menzillerine girecek olan balığı beklerler.Menziline girerse mutlu olacağı canlılar ise balıklar,sefalopotlar ve kabuklulardır.İnsanlara karşı diğer türler kadar çekingen davranmazlar,gelip tanışmak konusunda sıkıntıları yoktur.O nedenle suyun altında görmek isteyeceğiniz türler arasında başta gelir kendileri;rahatlıklarıyla,tavırlarıyla,endamlarıyla herkesin – sınırlarını bilmek sureti ile- yaşaması gereken bir tanışma,direkt birinci ağızdan önerebiliriz bunu size.Yaşadıkları yeri kolay kolay terk etmeyen canlılardır,avlanmak için yayılsalar bile dönüp dolaşıp kendi oyuklarına gelirler,bu konuda alıştıklarından kopmayı sevmezler.Bu özellikleri bir yandan koruma çalışmalarını bir yandan da avcılığı kolaylaştırır.Gören dalgıçların bunu avcılardan bir sır gibi saklaması türün yaşamı için önemli.Sır saklamanın öneminin büyük olmasının bir nedeni de zor çoğalan balıklar olmalarıdır.Hayatlarının ilk yıllarını dişi olarak geçirirler;erken yaşlarında yumurta verirler daha sonra sperm üreterek erkek cinsiyetine bürünürler.Uzun lafın tek kelime ile ifade ediliş şekli;hermafrodittirler.İlkbahar-yaz dönemi ürerler.İnsanlardan kaçmaması,oyuklarına sahip çıkmaları gibi özellikleri zıpkın avcılığı gibi bir soruna da kolaylaştırıcı işlev görür.Neyse ki 2 ağustos 2002 tarihli resmi gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren ticari ve amatör (sportif) su ürünleri avcılığını düzenleyen sirkülerler ve denizlerde ve iç sularda ticari amaçlı su ürünleri avcılığını düzenleyen 2002-2004 av dönemine ait 35/1 no’lu sirkülere göre zıpkınla avlanması yasaklanmıştır.Artık zıpkın avlığı tehditinden resmi olarak kurtulmuştur.15 Haziran-31 Temmuz arası ise hiçbir şekilde avcılığı yapılamaz yasalara göre.Avcılık serbest iken de 45 santimden küçük balıkların avlanması yasaktır.Sualtının özgüveni bol türlerinden lahoz ile,iyi farkındalıklar.

-Yanlışımız,eksiğimiz için her daim ikaz mesajlarınızı bekliyoruz-